Bugün herkes şef olmak istiyor.

Ama çok az kişi mutfakta kalabilmenin ne demek olduğunu konuşuyor.

Oysa bu mesleğin asıl sınavı unvan almak değil; yıllar boyunca aynı mutfakta ayakta kalabilmektir…

Şeflik, çoğu zaman bir hedef gibi görülüyor.

Bir noktaya varınca her şeyin tamamlanacağı sanılıyor.

Oysa mutfakta asıl yük, tam da o noktadan sonra başlıyor.

Sorumluluk artıyor, beklenti yükseliyor, hata payı azalıyor.

Mutfakta kalmak;

Sadece iyi yemek yapabilmek değildir.

Zamanı yönetmektir, ekibi yönetmektir, stresi yemeğe bulaştırmamaktır.

En zor günlerde bile standardından vazgeçmemektir.

İşte ustalık tam olarak burada başlar!

Gençlerin mutfağa ilgisi bugün hiç olmadığı kadar yüksek.

Bu çok kıymetli.

Ama mutfağın romantik tarafı kadar gerçek tarafını da bilmek gerekir.

Bıçak sesleri, alevler, güzel tabaklar işin görünen kısmıdır…

Görünmeyen taraf ise sabırdır, tekrardır, yorgunluktur, bazen de yalnızlıktır.

Şunu net söylemek isterim:

Bu meslek herkese açıktır ama herkesi tutmaz!

Çünkü mutfak karakter ister.

Sabırlı olanı sever, disiplini olanı sever,

“Bugün olmadı ama yarın daha iyisini yaparım” diyeni sever.

Şef olmak bir etiket olabilir.

Ama mutfakta kalabilmek bir duruştur!

O duruş; öğrenmeye açık kalanları,

Kendini geliştirmekten vazgeçmeyenleri,

Başarıyı paylaşabilenleri seçer.

Gençlere tavsiyem şudur:

Şef olmak için acele etmeyin!

Önce mutfakta kalmayı öğrenin.

Bir gün o unvan zaten gelir.

Ama kalabilmek; emek ister, sabır ister, mücadele ister, vazgeçmemeyi ister…

Unutmayın;

Mutfak hızlı çıkanları değil,

Dayananları sever!

Her lokma bir seçimdir; doğru seçin!

Sağlıkla, mutlulukla, afiyetle…

Akademisyen Şef Mevlüt ÖLMEZ