Bu yazıyı bir eleştiri olsun diye değil, Bir tecrübe paylaşımı olsun diye yazıyorum.

Bu yazıyı bir eleştiri olsun diye değil,

Bir tecrübe paylaşımı olsun diye yazıyorum.

Çünkü mutfak, herkesin konuşabildiği ama herkesin dinleyemediği bir yer.

Sevgili gençler,

Hevesli olmanız çok kıymetli.

Merak etmeniz, sormanız, denemeniz çok kıymetli.

Bugün gastronomi bu kadar görünürse, bunda sizin payınız büyük.

Ama şunu en baştan bilmekte fayda var:

Mutfak aceleyi sevmez!

Şeflik hızlı ün kazanılan bir meslek değildir.

Bir tabakla parlamak mümkündür ama

Bir mesleği taşımak için onlarca gün, yüzlerce servis gerekir.

Gerçek şeflik, kimsenin görmediği saatlerde başlar.

Erken girilen mutfaklarda, geç biten temizliklerde,

Aynı yemeği defalarca yaparken “neden olmadı” diye düşünürken…

Şunu unutmayın:

Bir ustanın sizi azarlaması değil,

Size bir şeyi anlatmaya çalışması kıymetlidir.

Çünkü mutfakta kimse durup dururken konuşmaz.

Konuşuyorsa, önemsiyordur.

Hata yapmaktan korkmayın.

Ama hatayı süslemeye de çalışmayın.

“Olmadı” demek, “oldum” demekten daha değerlidir.

Çünkü mutfak, kendini bilenleri yükseltir.

Sosyal medya kötü değil.

Ama mutfağın yerine geçemez.

Bir video sizi görünür kılar,

Ama sizi şef yapan şey;

Aynı standardı yarın da öbür gün de koruyabilmenizdir.

Unutmayın, bu meslek sabırlı olanı sever.

Sessizce öğreneni, dinleyeni, tekrar edeni…

Gürültü çabuk duyulur ama çabuk da unutulur.

Ustalık ise yavaş ilerler ama kalıcıdır.

Ben sizden şov yapmayın demiyorum.

Sadece şunu söylüyorum:

Önce mutfağı öğrenin, sonra anlatın.

Önce pişirin, sonra gösterin.

Önce dayanın, sonra konuşun.

Çünkü bu meslek,

Acele edenleri yorar,

Sabredenleri ise bir gün mutlaka ödüllendirir.

Yolunuz açık olsun.

Tencereniz kaynasın,

Vicdanınız pusulanız olsun.

Her lokma bir seçimdir; doğru seçin!

Sağlıkla, mutlulukla, afiyetle…

Akademisyen Şef Mevlüt ÖLMEZ