Yine bir sonbahar akşamının derinliğinde, gökyüzü olabildiğince kararmış, göçmen kuşlar sıcak iklimlere doğru yol alarak terketmiş yuvalarını,

Başımızı çevirince yine " Hazan mevsiminde " bulduk kendimizi..

Yine bir sonbahar akşamının derinliğinde, gökyüzü olabildiğince kararmış, göçmen kuşlar sıcak iklimlere doğru yol alarak terketmiş yuvalarını, her biri birer damla hüzün bırakıyor insana..

Rüzgâr ıslıklarının eşliğinde yağan yağmur ve camlara düşen yağmur taneleri..

yerlerde yağmura karışan toz bulutları derken manzara birden değişiyor.

Siyah bulutların sardığı gökyüzü böylesi bir akşamda maviliğinden eser kalmamış bir matem havasında sanki..Yarasaların hükmüne geçmiş akşam saatleri..

Yaz günlerinin bıraktığı berraklık aniden yön değiştirince, ruhende

bir çöküntü yaşıyor insan..

Buna birde her yıl ömürden giden bir yaşda eklenince bir karamsarlık duygusu çöküyor içimize, ya bu mevsimde kaybettiklerimiz, canlarımız sessizce uğurlanıyor toprağa..

Şarkılara..

Şiirlere..

Hikâyelere..

Romanlara..

Sığmayan serzenişler, anlatım tarzları taa..çocukluktan içimize işlediği gibi

devam eder gelir.

Daha ilkokul yıllarında kitaplarda dergilerde yer alan fotoğraflar " Yerlere düşen sararmış yapraklar " şeklinde ruhumuza işletilen mevsim..

Ancak şu var; Artık geçmiş mevsimler gibi mevsim yaşama kalmadı " Kışı yaz gibi, yazın belli bölümünü kış gibi yaşar olduk."

Demekki yaş alan, yaşlanan sadece bizler değiliz, dünyada yaşlandıkça mevsimler gibi bazı şeylerde birbirine karışıyor.

Aslında birde başka pencereden bakmak lazım gelirse iyi olan şeyler yokmu

sonbaharda, sırf " Hazan mevsimi " demek doğrumu?

Birde o yöne bakalım;

Güz mevsimine giriş bolluk ve bereket adına unutulmaz güzellikleri sunar.

Bağ bozumu, pekmez ve salça mevsimi, ayva ağaçlarının, iğde ağaçlarının

gururla taşıdıkları meyveler, elma bahçelerinin coşkulu görüntüleri bambaşka bir

görünüm sunar.

Nasibimizde olduğu kadar bu güzelim nimetlerden yararlanmak ruhen ve bedenen kış mevsimine daha güçlü adım atmak dileklerimle..