Niğde’de abartı egzozlu motosiklete ceza
Niğde’de abartı egzozlu motosiklete ceza
İçeriği Görüntüle

Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmet veren uyku merkezinde, uyku apnesi şüphesi bulunan hastalara polisomnografi testi uygulanarak tanı konuluyor.
Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Sercan Dadaş, uyku apnesinin uykuda solunumun durmasıyla karakterize bir hastalık olduğunu söyledi.
Dadaş, solunumun en az 10 saniye süreyle kesilmesinin uyku apnesi açısından önemli olduğunu belirterek, hastaların genellikle horlama, uykuda nefesin durduğunun yakınları tarafından fark edilmesi, uykudan nefes nefese uyanma, sabah baş ağrısı, yorgunluk, halsizlik, konsantrasyon kaybı ve dikkat eksikliği gibi şikayetlerle başvurduğunu ifade etti.
Hastalığın kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkileyebildiğini belirten Dadaş, "Uyku apnesi, hayatı ve kişinin yaşam kalitesini genel olarak bozan bir rahatsızlıktır. Hastalar bize iş kaybı, sosyal anlamda içe çekilme, ev huzurunun bozulması ve depresyon gibi tablolarla da başvurabiliyor."dedi.
Dadaş, uyku apnesi sırasında kandaki oksijen seviyesinin düştüğünü ve beynin bunu algılayarak kişiyi nefes alması için uyardığını anlattı.
Bu durumun gece boyunca tekrarlanabildiğini aktaran Dadaş, "Uykudaki oksijen düşüklüğü gece boyunca sık sık tekrarlıyor. Ağır hastalarda bu durum gece içerisinde yüz defaya kadar çıkabiliyor." dedi.
Uyku apnesinin tanısının polisomnografi olarak adlandırılan uyku testiyle konulduğunu ifade eden Dadaş, "Hastalarımız bize horlama, tanıklı apne, sabah baş ağrısı, halsizlik, yorgunluk, konsantrasyon kaybı ve dikkat eksikliği gibi şikayetlerle başvurduğunda öncelikle polikliniğimizde risk faktörlerini ve eşlik eden hastalıklarını değerlendiriyoruz. Daha sonra hastayı bir gece polisomnografi testi yapmak üzere hastanemizde bulunan uyku merkezimizde ağırlıyoruz."dedi.
Bir gecelik uyku kaydının ardından hastaların değerlendirildiğini belirten Dadaş, hastalığın hafif, orta veya ağır derecede olmasına göre tedavi planı oluşturulduğunu söyledi.
Uyku apnesinin obstrüktif, santral ve mikst olmak üzere üç farklı tipinin bulunduğunu anlatan Dadaş, tedavinin hastalığın derecesine göre planlandığını belirtti.
Hafif derecede uyku apnesi olan hastalarda daha konservatif yöntemlerin uygulandığını ifade eden Dadaş, "Bunun en başında kilo verme geliyor. Yine tıkayıcı hava yolu durumunun tespiti açısından kulak burun boğaz muayenesi öneriyoruz." diye konuştu.
Bazı hastalarda sırt üstü yatmayı önlemeye yönelik yöntemlerin uygulanabildiğini aktaran Dadaş, ağız içi aparatların da kullanılabildiğini belirterek, "Kilo vermek bizim için çok önemli. Hafif, orta veya ağır derecede uyku apnesi olan tüm hastalarda kilo vermeyi özellikle öneriyoruz." dedi.
Orta ve ağır derecede uyku apnesi olan hastalarda PAP tedavisinin uygulandığını dile getiren Dadaş, "Pozitif hava yolu basıncı, yani PAP tedavisi dediğimiz bir yöntem var. Bu tedavi maske ve hortum aracılığıyla uygulanıyor. Kişinin hava yollarının kapanmasını engellemek amacıyla sürekli bir hava yolu basıncı uyguluyoruz. Bu basınç sayesinde hava yollarının açık kalmasını, uykuda nefes durması ve horlama gibi solunum olaylarının en aza indirilmesini amaçlıyoruz."dedi.
Orta ve ağır derecede uyku apnesi tespit edilen hastalarda ikinci gece titrasyon işlemi yaptıklarını belirten Dadaş, uygun cihaz ve basınç değerlerinin bu işlemle belirlendiğini söyledi.
Dadaş, Niğde'deki uyku merkezinin iki yatakla hizmet verdiğini belirterek, "Yıllık ortalama bin hasta popülasyonumuz oluşuyor. Şu anda Niğde özelinde uyku testi ve titrasyon randevularını ortalama 2-3 ay sonrasına verebiliyoruz." ifadelerini kullandı.

Muhabir: Aysu Sönmez