<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Niğde DMC Haber, Niğde, Haber, Niğde Haberleri, Son Dakika, Doğru ve Hızlı Haber</title>
    <link>https://www.dmchaber.com</link>
    <description>DMC Haber Hızlı ve Anında Haber, Doğru, Güvenilir, Tarafız ve İlkeli Habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dmchaber.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Digital Media Center Copyright © 2023. Her hakkı DMC HABER 'de saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 25 Jun 2026 23:09:09 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dmchaber.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Obezler obez olmayanlardan daha mutlu]]></title>
      <link>https://www.dmchaber.com/obezler-obez-olmayanlardan-daha-mutlu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dmchaber.com/obezler-obez-olmayanlardan-daha-mutlu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye genelinde yapılan bir mutluluk araştırmasında obezler obez olmayanlardan daha fazla mutlu çıkarken, en güçlü mutluluk kaynağı sosyal destek ve yaşam amacı olarak ortaya çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye genelinde yapılan bir mutluluk araştırmasında obezler obez olmayanlardan daha fazla mutlu çıkarken, en güçlü mutluluk kaynağı sosyal destek ve yaşam amacı olarak ortaya çıktı.</p>

<p>Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Yılmaz, Uzman Abdullah Aktürk ve Psikolojik Danışman Demet Yılmaz tarafından Türkiye genelinde yaklaşık bin 700 katılımcıyla gerçekleştirilen Mutluluk Araştırması yapıldı. Araştırmada; gelir, eğitim, aile yapısı, yaşam şartları, psikolojik tutumlar ve sosyal ilişkilerin mutluluk üzerindeki etkisini incelendi. Sonuçlar, sosyal destek, özgürlük hissi, yaşam amacı ve hayata bakış açısının ekonomik şartlardan çok daha belirleyici olduğunu ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 35,93'ü 'Mutlu', yüzde 27,56'sı 'Çok mutlu', yüzde 24,46'sı 'Ne mutlu ne mutsuz', yüzde 9,65'i 'Mutsuz', yüzde 2,40'ı 'Çok mutsuz' olduğunu belirtti.</p>

<p>Araştırmaya katılan her 10 kişiden yaklaşık 6'sı kendini mutlu veya çok mutlu olarak tanımlıyor. Araştırmada obez bireylerin mutluluk düzeyleri, zayıf, normal kilolu ve fazla kilolu bireylerden anlamlı ölçüde daha yüksek çıkarken, bu sonuç, mutluluğun fiziksel görünümden değil sosyal ve psikolojik faktörlerden beslendiğini gösteriyor.</p>

<p>'Obez insanlar obez olmayan insanlara göre daha fazla mutlu'</p>

<p>Türkiye çapında araştırma yaptıklarını ifade eden Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Yılmaz, 'Araştırma yapmadan önce insanların gözlemlerimiz sonucunda mutsuz olduğuna yönelik bir varsayımımız vardı ama bu varsayımın neden kaynaklandığını belirlemek amacıyla yaptığımız geniş ölçekli bir araştırma. Türkiye evreninde yüzde 95 güven aralığında yaptığımız bir araştırma oldu. Araştırmada geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı kullandık. Altı maddelik mutluluk ölçeğini kullandık ve araştırma sonuçlarımız çok ilginç. Amacı olan insanların daha fazla mutlu olduğunu gördük. Yani hayata ilişkin bir amacı olan insanlar yaşamaktan daha fazla zevk, daha fazla keyif alıyor. Aynı zamanda baktığımız zaman çevresinden sosyal destek alan insanlar daha fazla mutlu. Yani bulunduğu ortamda akrabasından, arkadaşlarından sosyal destek alma mutluluğu olumlu yönde etkiliyor. Yine obezler, bu da çok ilginçtir, yani obez olan insanların daha fazla mutsuz olabileceğine yönelik bir varsayımımız vardı. Ama yaptığımız araştırmada bu varsayım desteklenmedi. Obez insanlar obez olmayan insanlara göre daha fazla mutlu. Mutluluğu etkileyen diğer değişkenlerden birisi baktığımız zaman aile sorumluluğunu yerine getirebilme. İnsanlar aile içerisindeki sahip olduğu sorumluluğu yerine getirmeye başladığı zaman daha fazla mutlu olmaya başlıyorlar' dedi.</p>

<p>'Dizilerdeki hayata imrenme mutsuzluğu ortaya çıkarıyor'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Ercan Yılmaz, insanların sahip olduğu gelirin mutluluğa etkisiyle ilgili sonuçlardan bahsederek, 'Yaptığımız araştırmada asgari ücrete kadar gelire sahip olmayan insanlar evet mutsuz ama asgari düzeyden sonra ortaya çıkan gelir farklılıkları mutluluğu etkilemiyor. Yine dizilerdeki hayata imrenme mutsuzluğu ortaya çıkarıyor. Yine başka ülkelerdeki hayata özenme, onların bizden daha iyi bir hayat yaşadığını düşünme insanları daha fazla mutsuz ediyor. Kararları özgür bir şekilde alabilme, yani insanlar hayatına ilişkin kararları özgür bir şekilde aldıkça daha fazla mutlu oluyor. Çekirdek aile, geniş aile ve parçalanmış aile üzerinde bir farklılıklar var mı ona baktık. Çekirdek aileye mensup olan insanlar daha fazla mutlu. Yani Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesindeki insanlarımız, diğer bölgelerdeki insanlara göre daha fazla mutsuz. Hayata daha karmaşık bakma, daha karmaşık görme, olayları daha karmaşık bir şekilde algılama insanları daha fazla mutsuz ediyor. Haberler, yani insanların haberlerle çok meşguliyet içerisinde olması, onlardan etkilenmesi insanları mutsuz ediyor. Siyasetle çok meşgul olma, siyaseti takip etme de insanların mutsuzluğunu artırıyor. Sahip olduğu imkanları, başkalarının sahip olduğu imkanlarla kıyaslama insanları mutsuz ediyor' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Yaş kategorisine göre mutluluğun farklılaşmadığını bulduk'</p>

<p>İlkokul ve üniversite mezunu olan insanların ortaokul ve lise mezunu olan insanlara göre daha fazla mutlu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ercan Yılmaz, 'Arada kalmış insanlar daha fazla mutsuz. İş hayatı, mutluluğu olumlu ya da olumsuz bir şekilde etkileyebiliyor. İş hayatındaki nitelik, iş hayatındaki şartlar, mutluluğu olumlu veya olumsuz bir şekilde etkilediğini bulduk. Yaşa göre bir farklılık yok. Biz araştırmamızı 20 ve 60 yaş arasında yaptık. Yaş kategorisine göre mutluluğun farklılaşmadığını bulduk. Yine insanların yaşadığı yerleşim türüne göre yani köy, kasaba, ilçe, büyükşehir, il arasındaki bir farklılaşmanın olmadığını gördük. Başlıca bulgular bunlar. Aslında 30 tane değişkenin mutluluğu etkileyip etkilemediğine baktık. Bu 30 tane değişkene göre mutluluğun neye göre değişip, değişmediğine göre gerekli olan analizleri yaparak mutluluğu betimlemeye çalıştık' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Konya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.dmchaber.com/obezler-obez-olmayanlardan-daha-mutlu</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 09:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dmchabercom.teimg.com/crop/1280x720/dmchaber-com/uploads/2026/06/obezler-obez-olmayanlardan-daha-mutlu.jpg" type="image/jpeg" length="22134"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Obezler obez olmayanlardan daha mutlu]]></title>
      <link>https://www.dmchaber.com/obezler-obez-olmayanlardan-daha-mutlu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dmchaber.com/obezler-obez-olmayanlardan-daha-mutlu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye genelinde yapılan bir mutluluk araştırmasında obezler obez olmayanlardan daha fazla mutlu çıkarken, en güçlü mutluluk kaynağı sosyal destek ve yaşam amacı olarak ortaya çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye genelinde yapılan bir mutluluk araştırmasında obezler obez olmayanlardan daha fazla mutlu çıkarken, en güçlü mutluluk kaynağı sosyal destek ve yaşam amacı olarak ortaya çıktı.</p>

<p>Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Yılmaz, Uzman Abdullah Aktürk ve Psikolojik Danışman Demet Yılmaz tarafından Türkiye genelinde yaklaşık bin 700 katılımcıyla gerçekleştirilen Mutluluk Araştırması yapıldı. Araştırmada; gelir, eğitim, aile yapısı, yaşam şartları, psikolojik tutumlar ve sosyal ilişkilerin mutluluk üzerindeki etkisini incelendi. Sonuçlar, sosyal destek, özgürlük hissi, yaşam amacı ve hayata bakış açısının ekonomik şartlardan çok daha belirleyici olduğunu ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 35,93'ü 'Mutlu', yüzde 27,56'sı 'Çok mutlu', yüzde 24,46'sı 'Ne mutlu ne mutsuz', yüzde 9,65'i 'Mutsuz', yüzde 2,40'ı 'Çok mutsuz' olduğunu belirtti. Araştırmaya katılan her 10 kişiden yaklaşık 6'sı kendini mutlu veya çok mutlu olarak tanımlıyor. Araştırmada obez bireylerin mutluluk düzeyleri, zayıf, normal kilolu ve fazla kilolu bireylerden anlamlı ölçüde daha yüksek çıkarken, bu sonuç, mutluluğun fiziksel görünümden değil sosyal ve psikolojik faktörlerden beslendiğini gösteriyor.</p>

<p>'Obez insanlar obez olmayan insanlara göre daha fazla mutlu'</p>

<p>Türkiye çapında araştırma yaptıklarını ifade eden Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Yılmaz, 'Araştırma yapmadan önce insanların gözlemlerimiz sonucunda mutsuz olduğuna yönelik bir varsayımımız vardı ama bu varsayımın neden kaynaklandığını belirlemek amacıyla yaptığımız geniş ölçekli bir araştırma. Türkiye evreninde yüzde 95 güven aralığında yaptığımız bir araştırma oldu. Araştırmada geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı kullandık. Altı maddelik mutluluk ölçeğini kullandık ve araştırma sonuçlarımız çok ilginç. Amacı olan insanların daha fazla mutlu olduğunu gördük. Yani hayata ilişkin bir amacı olan insanlar yaşamaktan daha fazla zevk, daha fazla keyif alıyor. Aynı zamanda baktığımız zaman çevresinden sosyal destek alan insanlar daha fazla mutlu. Yani bulunduğu ortamda akrabasından, arkadaşlarından sosyal destek alma mutluluğu olumlu yönde etkiliyor. Yine obezler, bu da çok ilginçtir, yani obez olan insanların daha fazla mutsuz olabileceğine yönelik bir varsayımımız vardı. Ama yaptığımız araştırmada bu varsayım desteklenmedi. Obez insanlar obez olmayan insanlara göre daha fazla mutlu. Mutluluğu etkileyen diğer değişkenlerden birisi baktığımız zaman aile sorumluluğunu yerine getirebilme. İnsanlar aile içerisindeki sahip olduğu sorumluluğu yerine getirmeye başladığı zaman daha fazla mutlu olmaya başlıyorlar' dedi.</p>

<p>'Dizilerdeki hayata imrenme mutsuzluğu ortaya çıkarıyor'</p>

<p>Prof. Dr. Ercan Yılmaz, insanların sahip olduğu gelirin mutluluğa etkisiyle ilgili sonuçlardan bahsederek, 'Yaptığımız araştırmada asgari ücrete kadar gelire sahip olmayan insanlar evet mutsuz ama asgari düzeyden sonra ortaya çıkan gelir farklılıkları mutluluğu etkilemiyor. Yine dizilerdeki hayata imrenme mutsuzluğu ortaya çıkarıyor. Yine başka ülkelerdeki hayata özenme, onların bizden daha iyi bir hayat yaşadığını düşünme insanları daha fazla mutsuz ediyor. Kararları özgür bir şekilde alabilme, yani insanlar hayatına ilişkin kararları özgür bir şekilde aldıkça daha fazla mutlu oluyor. Çekirdek aile, geniş aile ve parçalanmış aile üzerinde bir farklılıklar var mı ona baktık. Çekirdek aileye mensup olan insanlar daha fazla mutlu. Yani Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesindeki insanlarımız, diğer bölgelerdeki insanlara göre daha fazla mutsuz. Hayata daha karmaşık bakma, daha karmaşık görme, olayları daha karmaşık bir şekilde algılama insanları daha fazla mutsuz ediyor. Haberler, yani insanların haberlerle çok meşguliyet içerisinde olması, onlardan etkilenmesi insanları mutsuz ediyor. Siyasetle çok meşgul olma, siyaseti takip etme de insanların mutsuzluğunu artırıyor. Sahip olduğu imkanları, başkalarının sahip olduğu imkanlarla kıyaslama insanları mutsuz ediyor' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Yaş kategorisine göre mutluluğun farklılaşmadığını bulduk'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlkokul ve üniversite mezunu olan insanların ortaokul ve lise mezunu olan insanlara göre daha fazla mutlu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ercan Yılmaz, 'Arada kalmış insanlar daha fazla mutsuz. İş hayatı, mutluluğu olumlu ya da olumsuz bir şekilde etkileyebiliyor. İş hayatındaki nitelik, iş hayatındaki şartlar, mutluluğu olumlu veya olumsuz bir şekilde etkilediğini bulduk. Yaşa göre bir farklılık yok. Biz araştırmamızı 20 ve 60 yaş arasında yaptık. Yaş kategorisine göre mutluluğun farklılaşmadığını bulduk. Yine insanların yaşadığı yerleşim türüne göre yani köy, kasaba, ilçe, büyükşehir, il arasındaki bir farklılaşmanın olmadığını gördük. Başlıca bulgular bunlar. Aslında 30 tane değişkenin mutluluğu etkileyip etkilemediğine baktık. Bu 30 tane değişkene göre mutluluğun neye göre değişip, değişmediğine göre gerekli olan analizleri yaparak mutluluğu betimlemeye çalıştık' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Konya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.dmchaber.com/obezler-obez-olmayanlardan-daha-mutlu-1</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 09:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dmchabercom.teimg.com/dmchaber-com/uploads/2024/11/default-image.jpg" type="image/jpeg" length="16796"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Onkoplastik cerrahi meme kanseri tedavisinde yaşam kalitesini artırıyor']]></title>
      <link>https://www.dmchaber.com/onkoplastik-cerrahi-meme-kanseri-tedavisinde-yasam-kalitesini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dmchaber.com/onkoplastik-cerrahi-meme-kanseri-tedavisinde-yasam-kalitesini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji Uzmanı Op. Dr. Abit Yaman, Onkoplastik meme cerrahisinin meme kanseri hastalarının büyük çoğunluğu için uygun bir yaklaşım olduğuna değindi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Onkoplastik meme cerrahisinin meme kanseri hastalarının büyük çoğunluğu için uygun bir yaklaşım olduğuna değinen Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji Uzmanı Op. Dr. Abit Yaman, 'Hastalığın yaygınlığı nedeniyle memenin cildiyle birlikte tamamen çıkarılmasının gerektiği bazı özel durumlar dışında, onkoplastik teknikler birçok meme kanseri hastasında güvenle uygulanabilmektedir. Bu yöntem tümörün onkolojik kurallara uygun şekilde çıkarılmasını sağlarken aynı zamanda memenin şeklinin ve estetik görünümünün korunmasına da imkan tanımaktadır' dedi.</p>

<p>Meme kanseri tedavisinde son yıllarda yaşanan gelişmeler, hastaların yalnızca kanserden kurtulmasını değil, aynı zamanda hayat kalitesinin korunmasını da hedefliyor. Özellikle onkoplastik meme cerrahisi sayesinde tümör çıkarılırken memenin doğal görünümünün korunabilmesi mümkün hale geliyor. Uzmanlar, genç yaşlarda meme kanseri vakalarında gözlenen artış eğilimine dikkat çekerken, erken tanı ve doğru cerrahi planlamanın önemini vurguluyor.</p>

<p>Medical Park Seyhan Hastanesi Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji Uzmanı Op. Dr. Abit Yaman, meme kanseri cerrahisinde estetik beklentilerin de tedavi planlamasının önemli bir parçası haline geldiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Onkoplastik cerrahi hem tedaviyi hem estetik görünümü hedefliyor'</p>

<p>Onkoplastik meme cerrahisinin, meme kanseri olan hastalarda tümöre yönelik cerrahi tedavi uygulanırken aynı zamanda memenin estetik yapısının korunmasını amaçlayan yöntemlerin genel adı olduğunu belirten Op. Dr. Yaman, 'Klasik meme kanseri ameliyatlarından en önemli farkı, onkolojik prensiplerden ödün vermeden estetik sonuçlara da yüksek hassasiyet gösterilmesidir. Tümörlü bölge çıkarıldıktan sonra memede oluşabilecek şekil bozukluklarını önlemek veya en aza indirmek amacıyla çeşitli onkoplastik teknikler uygulanır. Böylece memenin doğal görünümünün korunması hedeflenir. Onkoplastik cerrahinin bir diğer önemli özelliği ise yalnızca kanserli memeyi değil, her iki meme arasındaki şekil ve hacim simetrisini de dikkate alarak planlanmasıdır. Gerekli durumlarda karşı memeye de şekillendirici işlemler uygulanarak daha dengeli ve estetik bir görünüm elde edilebilmektedir' diye konuştu.</p>

<p>'Birçok meme kanseri hastasında uygulanabiliyor'</p>

<p>Onkoplastik meme cerrahisinin meme kanseri hastalarının büyük çoğunluğu için uygun bir yaklaşım olduğunu ifade eden Op. Dr. Yaman, 'Hastalığın yaygınlığı nedeniyle memenin cildiyle birlikte tamamen çıkarılmasının gerektiği bazı özel durumlar dışında, onkoplastik teknikler birçok meme kanseri hastasında güvenle uygulanabilmektedir. Bu yöntem tümörün onkolojik kurallara uygun şekilde çıkarılmasını sağlarken aynı zamanda memenin şeklinin ve estetik görünümünün korunmasına da imkan tanımaktadır. Bu nedenle günümüzde meme koruyucu cerrahi uygulanan birçok hastada onkoplastik cerrahi standart tedavi seçenekleri arasında yer almaktadır' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Yaşam kalitesine önemli katkı sağlıyor'</p>

<p>Onkoplastik yöntemlerin yalnızca fiziksel görünüm açısından değil, psikolojik açıdan da önemli faydalar sağladığını vurgulayan Op. Dr. Yaman, 'Uygun hasta seçimi ve doğru cerrahi tekniklerin kullanılması durumunda memenin estetik görünümü büyük ölçüde korunabilmektedir. Bu yaklaşımda yalnızca meme hacmini korumak değil, meme başının doğal pozisyonunu sürdürmek ve iki meme arasında şekil ile boyut simetrisini sağlamak da hedeflenmektedir. Gerektiğinde meme küçültme veya dikleştirme işlemleri de ameliyat planına dahil edilebilmektedir. Memenin estetik yapısının korunması hastaların tedavi sürecine uyumunu ve motivasyonunu olumlu yönde etkilerken, beden algısının korunmasına ve psikolojik iyilik halinin desteklenmesine de katkı sağlamaktadır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Meme kanseri tedavisinde daha koruyucu yöntemler ön plana çıkıyor'</p>

<p>Meme kanseri tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını dile getiren Op. Dr. Yaman, 'Geçmişte memenin tamamının alınmasının yanı sıra meme altındaki göğüs duvarı kasları da çıkarılabiliyor, koltuk altı lenf bezlerine geniş cerrahi işlemler uygulanabiliyordu. Günümüzde ise cerrahi tekniklerdeki ilerlemeler ve kemoterapi, radyoterapi ile hedefe yönelik tedavilerde sağlanan gelişmeler sayesinde daha koruyucu yaklaşımlar ön plana çıkmıştır. Meme koruyucu cerrahi uygun hastalarda artık standart tedavi seçeneklerinden biri haline gelmiştir' açıklamasında bulundu.</p>

<p>'Her meme kanseri hastasında memenin tamamen alınması gerekmiyor'</p>

<p>Meme kanseri tanısı alan her hastada memenin tamamen alınmasının gerekli olmadığını belirten Yaman, 'Günümüzde uygun hastalarda meme koruyucu cerrahi onkolojik açıdan güvenli sonuçlar sunan ve sıklıkla tercih edilen bir tedavi yöntemidir. Hatta birçok hasta için memenin korunması artık standart yaklaşım haline gelmiştir. Ancak memede birbirinden uzak bölgelerde yerleşmiş birden fazla tümör odağının bulunması, tümör çıkarıldıktan sonra memede kabul edilemeyecek düzeyde doku kaybı oluşacak olması veya meme cildinin hastalıktan etkilenmiş olması gibi bazı durumlarda meme koruyucu cerrahi uygulanamayabilir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Genç yaşta meme kanseri vakalarında artış eğilimi dikkat çekiyor'</p>

<p>Son yıllarda genç kadınlarda meme kanseri vakalarının daha sık görülmeye başladığını kaydeden Op. Dr. Yaman, 'Özellikle 40 yaş altındaki kadınlarda meme kanseri tanılarının daha sık konulmaya başlaması bilim dünyasının da dikkatini çekmektedir. Bununla birlikte, genç yaşta meme kanseri halen ileri yaş gruplarına göre daha nadir görülmektedir. Bu artışın kesin nedeni tam olarak bilinmese de obezite sıklığındaki artış, fiziksel aktivitenin azalması, beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler ve alkol tüketimi gibi yaşam tarzı faktörlerinin etkili olabileceği düşünülmektedir. Ayrıca kadınların daha ileri yaşlarda çocuk sahibi olması, çocuk sayısının azalması ve emzirme sürelerinin kısalması gibi toplumsal değişimlerin de bu artışta rol oynayabileceği değerlendirilmektedir' dedi.</p>

<p>'Yoğun meme dokusunda tomosentez önemli katkı sağlıyor'</p>

<p>40 yaş altındaki kadınlarda meme kanseri taramalarının bazı farklılıklar gösterdiğini belirten Op. Dr. Yaman, 'Genç kadınlarda meme dokusu daha yoğun olduğu için klasik mamografi her zaman tek başına yeterli olmayabilir. Yoğun meme dokusu hem normal dokunun hem de ihtimal tümörlerin mamografide benzer görünmesine neden olarak tanıyı zorlaştırabilmektedir. Bu nedenle ultrasonografi veya manyetik rezonans görüntüleme gibi ek yöntemlere ihtiyaç duyulabilmektedir' dedi.</p>

<p>Dijital meme tomosentezinin bu alandaki önemli gelişmelerden biri olduğunu söyleyen Op. Dr. Yaman, 'Halk arasında üç boyutlu mamografi olarak da bilinen tomosentez yöntemi, meme dokusunu ince kesitler halinde görüntüleyerek özellikle yoğun meme yapısına sahip kadınlarda daha ayrıntılı değerlendirme yapılmasına imkan tanımaktadır. Bu sayede küçük tümörlerin belirleme ihtimali artarken, gereksiz ek görüntüleme ve biyopsi ihtiyacı da azaltılabilmektedir' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Adana, Adana, Sağlık</category>
      <guid>https://www.dmchaber.com/onkoplastik-cerrahi-meme-kanseri-tedavisinde-yasam-kalitesini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 08:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dmchabercom.teimg.com/crop/1280x720/dmchaber-com/uploads/2026/06/onkoplastik-cerrahi-meme-kanseri-tedavisinde-yasam-kalitesini-artiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="28234"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp hastalarına hayati uyarı: 'İyileştim algısına kapılmayın']]></title>
      <link>https://www.dmchaber.com/kalp-hastalarina-hayati-uyari-iyilestim-algisina-kapilmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dmchaber.com/kalp-hastalarina-hayati-uyari-iyilestim-algisina-kapilmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalp rahatsızlığı olan hastalara uygulanabilen müdahalelerin ardından hastalığın tamamen bittiği yönündeki yanlış algı, hayati riskleri de beraberinde getiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp rahatsızlığı olan hastalara uygulanabilen müdahalelerin ardından hastalığın tamamen bittiği yönündeki yanlış algı, hayati riskleri de beraberinde getiriyor. Yapılan operasyonların hastalığın kendisini değil, yalnızca mevcut tıkanıklıkları düzeltmeye yönelik birer onarım işlemi olduğunu vurgulayan Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Bölümü'nden Prof. Dr. Abdi Sağcan, müdahale sonrasında ilaçların aksatılmasının ve eski yaşam alışkanlıklarına devam edilmesinin süreci başa sardırdığını belirterek uyardı.</p>

<p>Kalp rahatsızlıklarında uygulanabilen müdahalelerin ardından hastalığın tamamen bittiği yönündeki yanlış algı, hayati riskleri de beraberinde getiriyor. Dünya genelinde en fazla ölüme yol açan iskemik kalp hastalıkları küresel ölümlerin yüzde 13'ünü oluştururken, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri de ülkemizdeki ölümlerin yüzde 36'sının dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklandığını gösteriyor. Türkiye'deki en yaygın ölüm nedeni olan bu kronik süreçte, tanı sonrası uygulanan balon-stent ve bypass operasyonları hayati önem taşıyor. Ancak bu müdahalelerin hastalığı tamamen ortadan kaldırmadığını belirten Medicana International İzmir Hastanesi Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Abdi Sağcan, söz konusu müdahalelerin sadece mevcut tıkanıklıkları gidermeye yönelik birer onarım işlemi olduğunu belirterek dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Abdi Sağcan, operasyon sonrasında ilaçların aksatılmasının ve eski zararlı alışkanlıklara geri dönülmesinin süreci tamamen başa sardırdığına dikkat ederek hastaları ve hasta yakınlarını uyardı.</p>

<p>Bypass hastalığı bitirmez, süreci yönetir</p>

<p>Kalp hastaları arasında genellikle 'ameliyat oldum, artık iyiyim' şeklinde bir yanılgı olduğunu aktaran Prof. Dr. Abdi Sağcan, koroner arter hastalığının damar içinde plak birikimiyle ilerleyen ve ömür boyu süren kronik bir rahatsızlık olduğunu söyledi. Prof. Dr. Abdi Sağcan, 'Yaptığımız bypass ameliyatı hastalığın kendisini değil, yol açtığı tıkanıklıkları ve sonuçlarını düzeltmeye yöneliktir. Tıkalı ya da daralmış damarın etrafından yeni bir yol oluşturuyoruz. Böylece kalp kasına giden kan akışını artırıyor, hastanın göğüs ağrısını azaltıyor ve kalp krizi riskini düşürüyoruz. Ancak damar sertliği tüm damarlarda devam edebilir. Takılan bypass damarları da zaman içinde etkilenebilir. Eğer kolesterol yüksekliği, sigara kullanımı, diyabet ve hipertansiyon gibi risk faktörleri kontrol altına alınmazsa hastalık ilerlemeye devam eder' dedi.</p>

<p>Ameliyat sonrası dönemin en az operasyon kadar önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Abdi Sağcan, bypassın bir son değil, aslında yeni bir başlangıç olduğunu ifade ederek, 'Hastalar mutlaka kolesterol düşürücü ve kan sulandırıcı ilaçlarını düzenli kullanmalı, Akdeniz tipi beslenmeye geçmeli, sigarayı bırakmalı ve düzenli egzersiz yapmalıdır. Ayrıca şeker ve tansiyon kontrolü de ihmal edilmemelidir. Bypass bir onarım işlemidir, hastalığın kökünü kazımaz. Bu nedenle tedavinin en önemli parçası, ameliyat sonrası yaşam tarzı değişiklikleridir' diye konuştu.</p>

<p>Stent noktasal bir çözümdür, süreç kroniktir</p>

<p>Balon ve stent uygulamalarının ardından da altta yatan koroner arter hastalığının devam ettiğini hatırlatan Prof. Dr. Abdi Sağcan, stentin damardaki belirli bir darlığı ortadan kaldırdığını fakat damar sertliğinin tüm damar sistemini ilgilendiren kronik bir süreç olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Abdi Sağcan, 'Tek bir noktayı düzeltmek hastalığın tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Damar sertliği zamanla başka bölgelerde de gelişebilir, stent takılan yerde nadiren yeniden daralma olabilir. Başarılı bir sonuç için tedavi sadece girişimle sınırlı değildir. Birincisi girişimsel tedavi yani balon ve stent, ikincisi kan sulandırıcılar ve kolesterol düşürücülerin hayati önemde olduğu ilaç tedavisi, üçüncüsü ve en kritik olanı ise yaşam tarzı değişikliğidir. Sigaranın bırakılması, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve kilo kontrolü tedavinin temelini oluşturur' açıklamasında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlaçları bırakmak ve hareketsizlik hayati risk doğuruyor</p>

<p>Bypass ameliyatı ya da stent takılan hastaların süreç sonrasında yaptığı en büyük hatanın 'artık iyileştim' düşüncesi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Abdi Sağcan, asıl tedavinin işlemden sonra başladığına dikkat çekti. Hastaların kendilerini iyi hissedince ilaçları bırakabildiğini belirten Prof. Dr. Abdi Sağcan, 'Özellikle kan sulandırıcıların erken kesilmesi, stent içinde pıhtı oluşumuna yol açabilir ve bu durum hayati risk taşır. Sigaraya devam etmek ise yapılan tüm tedaviyi boşa çıkarabilir ve damarların yeniden tıkanmasını hızlandırır. Yağlı, tuzlu ve işlenmiş gıdalarla beslenmeye devam eden hastalarda hastalık ilerler. Kalbe zarar verir korkusuyla hareketsiz kalmak da yanlıştır, doktor kontrolünde düzenli egzersiz tedavinin bir parçasıdır. Düzenli takip yapılmazsa yeni darlıklar fark edilmeyebilir. Kolesterol, tansiyon ve diyabet kontrol altına alınmazsa hastalık ilerlemeye devam eder. Doğru ilaç kullanımı ve yaşam tarzı değişikliği ile hastalar uzun yıllar sorunsuz bir yaşam sürebilir ancak bunun için tedaviyi bir süreç olarak görmek şarttır' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Izmir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.dmchaber.com/kalp-hastalarina-hayati-uyari-iyilestim-algisina-kapilmayin</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 14:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dmchabercom.teimg.com/crop/1280x720/dmchaber-com/uploads/2026/06/kalp-hastalarina-hayati-uyari-iyilestim-algisina-kapilmayin.jpg" type="image/jpeg" length="72247"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda yaz ishali alarmı: Sıvı kaybına dikkat]]></title>
      <link>https://www.dmchaber.com/cocuklarda-yaz-ishali-alarmi-sivi-kaybina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dmchaber.com/cocuklarda-yaz-ishali-alarmi-sivi-kaybina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SAMSUN (İHA) - Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Filiz Gebeşoğlu, yaz aylarında artış gösteren ishal vakalarına karşı aileleri uyardı. Yaz ishali olarak bilinen bağırsak enfeksiyonlarının özellikle küçük çocuklarda ciddi sıvı kaybına yol açabileceğini belirten Gebeşoğlu, erken müdahalenin hayati önem taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SAMSUN (İHA) - Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Filiz Gebeşoğlu, yaz aylarında artış gösteren ishal vakalarına karşı aileleri uyardı. Yaz ishali olarak bilinen bağırsak enfeksiyonlarının özellikle küçük çocuklarda ciddi sıvı kaybına yol açabileceğini belirten Gebeşoğlu, erken müdahalenin hayati önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte çocuklarda ishal vakalarının da belirgin şekilde yükseldiğine dikkat çeken Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Filiz Gebeşoğlu, 'Halk arasında 'yaz ishali' olarak bilinen bu durum genellikle bağırsak enfeksiyonları sonucu ortaya çıkar. En büyük tehlike ise vücudun hızla sıvı ve mineral kaybetmesi, yani dehidratasyondur. Bu nedenle belirtiler fark edildiğinde hızlı sıvı desteği ve gerekirse tıbbi müdahale hayati önem taşır' dedi.</p>

<p>'0-5 yaş arası çocuklar daha savunmasız'</p>

<p>Yaz ishalinin akut ishal tablosu olarak tanımlandığını ifade eden Gebeşoğlu, sıcak havalarda mikroorganizmaların yiyecek ve sularda daha hızlı çoğalması nedeniyle görülme sıklığının arttığını söyledi. Özellikle 0-5 yaş arası çocukların bağışıklık sistemleri tam gelişmediği için daha savunmasız olduğuna işaret eden Gebeşoğlu, 'Kirli veya güvenilir olmayan içme sularının tüketilmesi, bozulmuş gıdalar, açıkta satılan yiyecekler, iyi yıkanmamış sebze ve meyveler, az pişmiş et, tavuk ve balık tüketimi, havuz veya deniz suyunun yutulması, el hijyenine dikkat edilmemesi ile yaz aylarında aktifleşen rotavirüs ve adenovirüs gibi virüsler ile salmonella ve shigella gibi bakteriler ishale neden olabilmektedir. Ayrıca seyahat sırasında farklı su ve gıda kaynaklarına maruz kalmak da riski artırmaktadır' diye konuştu.</p>

<p>İshalin belirtilerine dikkat</p>

<p>İshalin belirtileri hakkında da bilgi veren Gebeşoğlu, 'Günde üçten fazla sulu dışkılama, karın ağrısı ve kramplar, bulantı, kusma, halsizlik, iştahsızlık, hafif veya yüksek ateş, ağız kuruluğu, idrar miktarında azalma, gözlerde çöküklük ve huzursuzluk en sık görülen belirtiler arasındadır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Korunmada hijyen ön planda</p>

<p>Çocukları ishalden korumak için hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Gebeşoğlu, 'Ellerin sık sık yıkanması, çocuklara verilen yiyeceklerin temiz ve iyi pişmiş olması, kaynatılmış ya da güvenilir şişe suyu kullanılması ve gıdaların uygun koşullarda saklanması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca rotavirüs aşısı ile ek koruma sağlanabilir' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Temel yaklaşım sıvı ve elektrolit kaybını yerine koymak'</p>

<p>İshal tedavisinde temel yaklaşımın kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin yerine konması olduğunu belirten Gebeşoğlu, hafif vakalarda evde uygulanabilecek yöntemler hakkında da bilgi verdi. Gebeşoğlu şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Bol su ve oral rehidrasyon solüsyonları verilmesi, pirinç lapası, muz, patates ve yoğurt gibi sindirimi kolay besinlerin tüketilmesi önerilir. Bu süreçte yağlı ve paketli gıdalardan kaçınılmalıdır. Orta ve ağır vakalarda ise mutlaka doktor kontrolü gereklidir. Antibiyotikler yalnızca bakteriyel kaynaklı enfeksiyonlarda ve hekim önerisiyle kullanılmalıdır. Emzirme dönemindeki bebeklerde anne sütüne devam edilmelidir.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.dmchaber.com/cocuklarda-yaz-ishali-alarmi-sivi-kaybina-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dmchabercom.teimg.com/crop/1280x720/dmchaber-com/uploads/2026/06/cocuklarda-yaz-ishali-alarmi-sivi-kaybina-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="87628"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan uyarı: 'Tek taraflı kulak çınlamasına dikkat']]></title>
      <link>https://www.dmchaber.com/uzmandan-uyari-tek-tarafli-kulak-cinlamasina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dmchaber.com/uzmandan-uyari-tek-tarafli-kulak-cinlamasina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fulya Özer, halk arasında sık görülen kulak çınlamasının (tinnitus) bazı durumlarda ciddi hastalıkların belirtisi olabileceğini ifade ederek, özellikle tek taraflı çınlamanın ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fulya Özer, halk arasında sık görülen kulak çınlamasının (tinnitus) bazı durumlarda ciddi hastalıkların belirtisi olabileceğini ifade ederek, özellikle tek taraflı çınlamanın ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Özer, tıptaki adıyla 'tinnitusu', dışarıda herhangi bir ses yokken, kişinin kulağında ya da beyninde ses duyulması olarak tanımlayıp, 'Halk arasında 'Birisi beni andı' şeklinde yorumlanan, gelip geçici seslerden farklı olarak; kişiler özellikle yalnız kaldığında, işini yaparken, uykuya geçerken ya da 'Acaba bende bir sorun mu var?' diye düşündürecek şekilde sürekli duyduğu bir sesten bahsederler. Çok nadiren hem hastanın hem de muayene sırasında doktorun duyabildiği tinnitus türleri bulunur. Ancak en sık gördüğümüz durum, yalnızca hastanın duyduğu, çevresindekilerin duymadığı ve kişinin beyninde ya da kulaklarında algıladığı seslerdir' dedi.</p>

<p>Beyin olmayan sesi algılıyor</p>

<p>Kulak çınlamasının en önemli nedenlerinden birinin, işitmeyi sağlayan iç kulaktaki ve halk arasında 'salyangoz' olarak bilinen yapıda bulunan tüylü hücrelerin hasar görmesi olduğunu vurgulayan Özer, 'Özellikle gürültüye maruz kalan kişilerde bu hücreler zarar görebiliyor veya kaybolabiliyor. Bu durumda sesin algılanma biçimi değişir. Ses dalgaları sinirler aracılığıyla beyne iletilirken azalma olur ve beyin bu eksikliği telafi etmek amacıyla sinirlerde daha fazla aktivite oluşturur. Bu spontan sinirsel aktivite, gerçekte ses olmamasına rağmen beyin tarafından ses olarak algılanır. Burada algı çok önemli, aynı düzeyde çınlaması olan iki kişiden biri uyuyamazken bir diğer kişi zamanla çınlamaya alıştığını söyleyebilir. Bunun nedeni beynin ilgili bölgelerinin sesi farklı şekilde işlemesidir. Dolayısıyla çınlamanın kişiye etkisi bireysel farklılıklar gösterebilir' dedi.</p>

<p>'Tek taraflı çınlama, bazı ciddi hastalıkların habercisi olabilir'</p>

<p>Tek taraflı kulak çınlamasına dikkat çeken Doç. Dr. Fulya Özer, 'Tek taraflı çınlama, bazı ciddi hastalıkların habercisi olabilir. Bu durumda nazofarenks tümörlerinden işitme siniri tümörlerine kadar çeşitli nedenlerin araştırılması gerekir. Nabız atışı şeklinde hissedilen çınlamalarda damarsal anomaliler açısından inceleme yapılmalıdır. Çınlamaya baş dönmesi, ani işitme kaybı, yüz felci, kulak akıntısı veya başka nörolojik belirtiler eşlik ediyorsa altta yatan farklı hastalıkların ipucu olabilir. Bu nedenle çınlamayı tek başına değerlendirmiyoruz, eşlik eden bulgularla birlikte inceliyoruz. Bazen de tüm incelemelere rağmen belirgin bir neden saptanamayabiliyor. Hastanın işitmesi normal olabilir ve standart işitme testlerinde herhangi bir sorun görülemeyebilir. Ancak buna rağmen çınlama devam edebilir. Bu durumda iç kulaktaki hücrelerle sinirin birleşim noktalarında, standart testlerle kolayca tespit edilemeyen problemler olabileceğini düşünürüz. Daha ileri testlerle bu alanları değerlendirmeye çalışırız' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Tedavide amaç sesi değil, yaşam kalitesini iyileştirmek'</p>

<p>Özer, sesi ortadan kaldırmadan önce çınlamaya eşlik eden hastalığın tedavisini önemsediklerini vurgulayarak, 'Tedavide temel amacımız her zaman sesi tamamen ortadan kaldırmak değil, öncelikle çınlamaya eşlik eden bir hastalık varsa onu tedavi etmeye çalışmak. Bunun mümkün olmadığı durumlarda ise beynin sesi algılama düzeyini azaltmayı hedefleriz. İşitme kaybı bulunan hastalarda tedavi süreci daha kolay ilerleyebiliyor ve bu kişilere işitme cihazı önerebiliyoruz. Günümüzde bazı işitme cihazlarının içinde tinnitusu maskeleyen beyaz gürültü sistemleri bulunuyor. Hastanın çınlamasının frekans ve şiddetinin belirlenmesinin ardından buna uygun beyaz gürültü sesleri, kişinin sevdiği müziklerin arka planına yerleştirilerek çınlama sesi maskeleniyor. Böylece hem işitme düzeliyor hem de çınlama algısı azaldığı için kişinin yaşam kalitesi artırabiliyor. İşitme kaybı olmayan hastalarda öncelikle hastaya çınlamanın nasıl oluştuğunu ayrıntılı şekilde anlatıyoruz. Hastalar, duydukları sesin neden oluştuğu ve ciddi bir beyin hastalığıyla ilişkili olup olmadığına dair kaygılanıyorlar. Çınlamanın mekanizmasını açıklamak bile çoğu zaman hastayı rahatlatabiliyor diye konuştu.</p>

<p>Çınlamanın yaşam kalitesini ciddi ölçüde etkileyebildiğini, uyku sorunlarına ve yoğun kaygıya yol açabildiğini belirten Özer, bu tür durumlarda bilişsel terapi gibi yöntemlerden yararlanıldığını söyledi. Özer, 'Klinik ortamda çeşitli ölçekler ve anketler aracılığıyla çınlamanın kişinin günlük yaşamını ne derece etkilediğini değerlendiriyoruz. Gerekli gördüğümüz durumlarda ise hastalarımızı psikoloji veya psikiyatri desteğine yönlendiriyoruz' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlaç tedavisinde dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Özer, vitamin ve mineral eksiklikleri ya da sistemik hastalıklar söz konusuysa öncelikle bunların tedavi edilmesinin önem taşıdığını ifade etti. Bu tür sorunların bulunmadığı durumlarda ise kulak çınlamasını tamamen ortadan kaldıran, güçlü ve kesin etkili bir ilaçtan söz etmenin mümkün olmadığını belirten Özer, bazı hastalarda ilaçların psikolojik rahatlama sağlayan plasebo etkisi gösterebildiğini de kaydetti.</p>

<p>'Sosyal medyadaki bilgi kirliliğine dikkat'</p>

<p>Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fulya Özer, son olarak sağlıkla ilgili bilgilerin sosyal medya ve dijital platformlarda doğru kaynaklardan alınmasının önemini vurgulayarak, 'Bu nedenle bilimsel ve uzman görüşlerine dayanan içeriklerin toplumla paylaşılması son derece değerlidir' diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Adana, Adana, Sağlık</category>
      <guid>https://www.dmchaber.com/uzmandan-uyari-tek-tarafli-kulak-cinlamasina-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 10:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dmchabercom.teimg.com/crop/1280x720/dmchaber-com/uploads/2026/06/uzmandan-uyari-tek-tarafli-kulak-cinlamasina-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="95047"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp krizi geçiren hasta ambulans helikopter ile Konya'ya sevk edildi]]></title>
      <link>https://www.dmchaber.com/kalp-krizi-geciren-hasta-ambulans-helikopter-ile-konyaya-sevk-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dmchaber.com/kalp-krizi-geciren-hasta-ambulans-helikopter-ile-konyaya-sevk-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Konya'nın Kulu ilçesinde kalp krizi geçiren hasta, ambulans helikopterle Konya'ya sevk edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Konya'nın Kulu ilçesinde kalp krizi geçiren hasta, ambulans helikopterle Konya'ya sevk edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgiye göre, Kulu ilçesinde yaşayan Orhan Köylüoğlu, geçirdiği kalp krizi sonrası yakınlarının ihbarı üzerine sağlık ekiplerince Kulu Bölge Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Burada yapılan ilk müdahalenin ardından hastanın ileri tetkik ve tedavisi için Konya'ya sevki yapıldı. Bunun üzerine Konya merkezden ambulans helikopter havalandı. Kulu Bölge Devlet Hastanesi helikopter pistine iniş yapan ambulans helikopter, Orhan Köylüoğlu'nu alarak Konya Şehir Hastanesi'ne nakletti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Konya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.dmchaber.com/kalp-krizi-geciren-hasta-ambulans-helikopter-ile-konyaya-sevk-edildi</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 10:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dmchabercom.teimg.com/crop/1280x720/dmchaber-com/uploads/2026/06/kalp-krizi-geciren-hasta-ambulans-helikopter-ile-konyaya-sevk-edildi.jpg" type="image/jpeg" length="91140"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Niğde’de uzmanından uyarı: Topuk kanı testi kalıcı zekâ geriliğini önleyebiliyor]]></title>
      <link>https://www.dmchaber.com/nigdede-uzmanindan-uyari-topuk-kani-testi-kalici-zeka-geriligini-onleyebiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dmchaber.com/nigdede-uzmanindan-uyari-topuk-kani-testi-kalici-zeka-geriligini-onleyebiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hüdavent Hatun Aile Sağlığı Merkezi Aile Sağlığı Çalışanı Filiz Buzlugöl, fenilketonürinin erken teşhis edilmediğinde kalıcı zekâ geriliğine neden olabileceğini belirterek, yenidoğan döneminde yapılan topuk kanı testinin hayati önem taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Hüdavent Hatun Aile Sağlığı Merkezi Aile Sağlığı Çalışanı Filiz Buzlugöl, fenilketonürinin erken teşhis edilmediğinde kalıcı zekâ geriliğine neden olabileceğini belirterek, yenidoğan döneminde yapılan topuk kanı testinin hayati önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Hüdavent Hatun Aile Sağlığı Merkezi Aile Sağlığı Çalışanı Filiz Buzlugöl, fenilketonürinin yenidoğan tarama programı kapsamında topuk kanı testiyle erken dönemde tespit edilebilen kalıtsal bir hastalık olduğunu belirtti.</p>

<p>Buzlugöl, fenilketonüride besinlerle alınan “fenilalanin” isimli maddenin vücutta parçalanamadığını, bu nedenle kan ve vücut sıvılarında birikerek özellikle beyin üzerinde ciddi hasara yol açtığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’nin fenilketonürinin sık görüldüğü ülkeler arasında yer aldığını vurgulayan Buzlugöl, akraba evliliklerinin hastalığın görülme riskini artırdığını söyledi.</p>

<p>Fenilketonürili bebeklerin yaşamın ilk aylarında sağlıklı göründüğünü ve bu nedenle diğer bebeklerden ayırt edilemediğini dile getiren Buzlugöl, “Hastalığa ancak yenidoğan tarama programı kapsamında alınan topuk kanı testiyle erken tanı konulabiliyor.” dedi.</p>

<p>Erken teşhis edilen bebeklerde tedavinin özel bir diyetle gerçekleştirildiğini aktaran Buzlugöl, tedavi sayesinde kalıcı zekâ geriliğinin önlenebildiğini kaydetti.</p>

<p>Hastalığın ne kadar erken teşhis edilirse tedavinin de o kadar başarılı sonuç verdiğine dikkati çeken Buzlugöl, “Özel diyetin düzenli uygulanmasıyla çocuklarımız yaşıtlarına benzer şekilde sağlıklı bir gelişim gösterebilir ve normal bir yaşam sürdürebilir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Topuk kanı alımının bebeklere herhangi bir zarar vermediğinin altını çizen Buzlugöl, “Aksine bu uygulama milyonlarca bebeğin hayatını ve sağlığını kurtarmaktadır. Sevgili anne ve babalar, lütfen yenidoğan bebeğinizden topuk kanı aldırmayı ihmal etmeyiniz.” çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Niğde, Sağlık</category>
      <guid>https://www.dmchaber.com/nigdede-uzmanindan-uyari-topuk-kani-testi-kalici-zeka-geriligini-onleyebiliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 10:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dmchabercom.teimg.com/crop/1280x720/dmchaber-com/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-22-102435.png" type="image/jpeg" length="56641"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: Kalitesiz güneş gözlüğü göz sağlığını bozabilir]]></title>
      <link>https://www.dmchaber.com/uzmani-uyardi-kalitesiz-gunes-gozlugu-goz-sagligini-bozabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dmchaber.com/uzmani-uyardi-kalitesiz-gunes-gozlugu-goz-sagligini-bozabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, UV koruması bulunmayan kalitesiz güneş gözlüklerinin göz sağlığını tehdit ederek çeşitli hastalıkların riskini artırdığını belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, UV koruması bulunmayan kalitesiz güneş gözlüklerinin göz sağlığını tehdit ederek çeşitli hastalıkların riskini artırdığını belirtiyor.</p>

<p>Uzmanlar, UV koruması bulunmayan kalitesiz güneş gözlüklerinin zararlı ultraviyole ışınlarına maruziyeti artırarak katarakt, sarı nokta hastalığı ve göz eti gibi rahatsızlıkların ortaya çıkmasını hızlandırabileceğini belirtti. Güneş gözlüğü kullanımının yalnızca kozmetik bir tercih olmadığını belirten uzmanlar, doğru ürün seçiminin göz sağlığı açısından kritik olduğunu ifade ederek güneş gözlüğünün şansa bırakılacak bir konu olmadığını söyledi. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte güneş gözlüklerinin raflarından çıktığını ve kullanılmaya başlandığını belirten Medicana Konya Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yavuz Özpınar, 'Aslında güneş gözlükleri sadece kozmetik maksatlı kullanılan aparatlar değil, aynı zamanda gözün bir güneş kremi gibi düşünebiliriz. Göz direkt güneş ışınlarına, ultraviyole ışınlarına maruz kaldığı zaman aslında birçok hastalığı ya hızlandırabiliyor veya erken çıkmasına sebep oluyor. Bunlar arasında en sık olanlar erken yaş kataraklar, göz eti dediğimiz pterjium, kuş kanadı veya erken başlangıçlı sarı nokta hastalıkları aslında güneşle direkt alakalı. Tabii ki burada güneş gözlüğü kullanmak da aynı zamanda bunlardan koruyor. Yani güneş gözlüğü kullanmak sadece kozmetik bir hadise değil' dedi.</p>

<p>Yanlış güneş gözlüğü, ultraviyole ışınlarına maruziyeti artırıyor</p>

<p>Yanlış bir güneş gözlüğü kullanıldığı takdirde neler olabileceğini anlatan Op. Dr. Yavuz Özpınar, 'Aslında burada ultraviyole koruması olmayan, lisanslı olmayan güneş gözlüklerinden bahsediyoruz. Yanlış bir güneş gözlüğü kullandığımız zaman ışınların geliş açısını, geliş miktarını değiştirdiği için yanlış bir güneş gözlüğünde göz bebeğimiz büyüyor. Haliyle bu gözlüklerde bir güneş filtresi olmadığı zaman, ultraviyole filtresi olmadığı zaman da bu sefer büyümüş bir gözbebeğinden daha fazla ultraviyole ışınlara maruz kalıyoruz. Aslında korunmak istediğimiz bu hastalıkların tamamından katarakt, göz eti, sarı nokta hastalıkları gibi birçok hastalığı aynı zamanda biz davetiye çıkarmış oluyoruz. Direkt ameliyat götürür diyemeyiz ama ameliyat olabileceğimiz veya cerrahi ile görme kaybıyla ilişkili olabilecek diğer hastalıkların çıkış hızını arttırabilir. Burada bahsettiğim gibi katarakt, kuş kanadı, piterjiyum hastalığı, retina hastalıkları tamamını bu gruba koyabiliriz' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Güneş gözlüğü şansa bırakılacak bir olay değil'</p>

<p>Kullanım maksatlarına göre her güneş gözlüğünün kullanılıp kullanılamayacağına ve hepsinin herkes için uygun olup olmadığına değinen Op. Dr. Yavuz Özpınar, 'Aslında güneş gözlüklerinin lisanslı olanların tamamında ultraviyole 400 koruması var ve benim bir göz hekimi olarak bir güneş gözlüğünde asıl olmasını istediğim koruma da bu. Ama gündelik yaşamda yaptığımız işlere göre uzun yol şoförüysek farklı bir güneş gözlüğü, karlı yağışlı yollarda kullanıyorsak farklı bir güneş gözlüğü tercih edebiliriz. Polarize kaplamalar burada iş görebilir, antirefle kaplamalar belki kozmetik açıdan hastayı daha rahat hissettirebilir. Bu gibi durumlarda hastalarımızın gözlük alırken, tercih ederken dikkat etmesi gerekiyor. Bence güneş gözlüğü şansa bırakılacak bir olay değil. Tecrübeli, kaliteli, rüştünü ispat etmiş optisyenlerden almalarını tavsiye ederim' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Konya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.dmchaber.com/uzmani-uyardi-kalitesiz-gunes-gozlugu-goz-sagligini-bozabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 09:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dmchabercom.teimg.com/crop/1280x720/dmchaber-com/uploads/2026/06/uzmani-uyardi-kalitesiz-gunes-gozlugu-goz-sagligini-bozabilir.jpg" type="image/jpeg" length="32731"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fibromiyalji ağrıları kabusunuz olmasın]]></title>
      <link>https://www.dmchaber.com/fibromiyalji-agrilari-kabusunuz-olmasin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dmchaber.com/fibromiyalji-agrilari-kabusunuz-olmasin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA['Her yerim ağrıyor, uyku düzenim yok, sabahları yorgun kalkıyorum, bir türlü dinlenemiyorum' şikayetlerinin fibromiyalji belirtisi olabileceğine dikkati çeken Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ayşe Yener Güçlü, rahatsızlığın erken teşhis ve doğru yaklaşımla kontrol altına alınabildiğini ve hastaların tedaviye aktif katılımı ve yaşam tarzı değişiklikleri, iyileşme sürecini hızlandırdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>'Her yerim ağrıyor, uyku düzenim yok, sabahları yorgun kalkıyorum, bir türlü dinlenemiyorum' şikayetlerinin fibromiyalji belirtisi olabileceğine dikkati çeken Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ayşe Yener Güçlü, rahatsızlığın erken teşhis ve doğru yaklaşımla kontrol altına alınabildiğini ve hastaların tedaviye aktif katılımı ve yaşam tarzı değişiklikleri, iyileşme sürecini hızlandırdığını söyledi.</p>

<p>Kadınlarda daha sık görülüyor</p>

<p>Fibromiyaljinin yaygın vücut ağrısı, uyku bozukluğu, yorgunluk, tüm vücutta tutukluk, baş ağrısı, ellerde ve ayaklarda uyuşma gibi yakınmalarla ortaya çıktığını söyleyen Memorial Antalya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü'nden Uzm. Dr. Ayşe Yener Güçlü, hastalığın sebebinin tam olarak bilinmemekle birlikte travma, spor yaralanmaları, uyku bozuklukları, otonomik disfonksiyon ve psikolojik bozuklukların rol oynayabileceğini hatırlattı. Güçlü, erkeklere kıyasla kadınlarda çok daha sık görülen fibromiyaljinin, her yaştan insanı etkileyebileceğini söyledi.</p>

<p>Belirtiler ve 3 aydan fazla süren kronik ağrılar</p>

<p>Fibromiyaljiyi tetikleyen başlıca faktörleri stres, düzensiz bir hayat ve yorgunluk, aşırı sigara tüketimi, aşırı alkol tüketimi, psikolojik sorunlar, uzun süre oturma ya da ayakta durma, yüksek çalışma temposu olarak sıralayan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ayşe Yener Güçlü, 'Fibromiyaljinin tedavisinde istikrar büyük önem taşır. Yanlış veya eksik tanı konulduğunda hastalar farklı doktorlara giderek gereksiz ilaç yükü altında kalabiliyor ve hastalık kronikleşebilir. Bu nedenle doğru tanı ve düzenli tedavi yaklaşımı şarttır. Tanı konulurken vücudun üst ve alt yarısında, birden fazla bölgede 3 aydan uzun süren kronik ağrı ve hassas noktalar dikkate alınır. Diğer olası hastalıkları dışlamak için detaylı muayene yapılıyor. Tedavide sadece ilaç yeterli olmamaktadır. İlaç tedavisine (ağrı kesiciler ve kas gevşeticiler) ek olarak hastaların yaşam tarzında önemli değişiklikler yapması gerekir. Stresten arındırılmış düzenli bir yaşam, dengeli beslenme ve kaliteli uyku, tedavinin temel taşlarını oluşturur' dedi.</p>

<p>Yeni yöntem tedaviler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yüksek yoğunluklu robotik lazer tedavisi fibromiyalji yönetiminde son yıllarda giderek daha fazla tercih edilen etkili, non-invaziv ve güvenli bir yöntem olduğuna dikkat çeken Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzm. Dr. Ayşe Yener Güçlü, yüksek yoğunluklu robotik lazer tedavisinin, derin dokulara nüfuz ederek hücre seviyesinde güçlü bir biyostimülasyon sağladığını kaydetti. Güçlü, 'Bu sayede iltihabı azaltır, kan dolaşımını ve oksijenlenmeyi artırır, kas gerginliğini gevşetir, doku onarımını hızlandırır ve sinir uçlarındaki ağrı sinyallerini bloke ederek hızlı ağrı kesici etkisi oluşturur. Fibromiyalji hastalarında yüksek yoğunluklu robotik lazer tedavisi sayesinde ağrı şiddeti belirgin şekilde azalır, uyku kalitesi iyileşir, sabah yorgunluğu ve genel yorgunluk hissi geriler, vücut esnekliği artar ve günlük yaşam kalitesinde önemli ölçüde düzelme gözlenir. Genellikle 8-10 seanslık kürler halinde uygulanan bu tedavi, ilaç veya enjeksiyon gerektirmez, yan etkisi minimumdur ve hastalar tarafından konforlu bulunur' dedi.</p>

<p>Güçlü, sporun da tedavi sürecinde kilit rol üstlendiğini, haftada en az 3 gün düzenli egzersiz yapılmasının önerildiğini, özellikle uzun saatler masa başında çalışmak, hareketsizlik, uzun süre yazı yazmak, ağırlık kaldırmak ve kolları gergin pozisyonda tutmanın şikayetleri artıracağını belirterek fibromiyaljiden korunmak için önerileri şu şekilde sıraladı: 'Uykunuzu düzenleyin, düzenli spor yapın, sağlıklı ve dengeli beslenin, stresten uzak durun.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Antalya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.dmchaber.com/fibromiyalji-agrilari-kabusunuz-olmasin</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 10:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dmchabercom.teimg.com/crop/1280x720/dmchaber-com/uploads/2026/06/fibromiyalji-agrilari-kabusunuz-olmasin.jpg" type="image/jpeg" length="28579"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bor Devlet Hastanesi’ne yeni Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı atandı]]></title>
      <link>https://www.dmchaber.com/bor-devlet-hastanesine-yeni-enfeksiyon-hastaliklari-uzmani-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dmchaber.com/bor-devlet-hastanesine-yeni-enfeksiyon-hastaliklari-uzmani-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Niğde’nin Bor ilçesinde sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmaya yönelik kadro güçlendirme çalışmaları devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><!--TgQPHd||[]--></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Niğde’nin Bor ilçesinde sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmaya yönelik kadro güçlendirme çalışmaları devam ediyor. Bu kapsamda, Bor Devlet Hastanesi’ne yeni atanan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Nimet Ergün görevine resmi olarak başladı.<!--TgQPHd||[]--></p>

<p>Hastaneden yapılan bilgilendirmede, Dr. Nimet Ergün'ün hasta kabulüne başladığı belirtilerek uzman hekim kadrosunun genişletilmesiyle bölge halkına sunulan sağlık hizmeti çeşitliliğinin ve kalitesinin artırılmasının hedeflendiği vurgulandı.<!--TgQPHd||[]--></p>

<p>Hastaneden muayene olmak isteyen vatandaşların, Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden veya Alo 182 çağrı merkezini arayarak kolayca randevu oluşturabilecekleri bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Niğde, Sağlık</category>
      <guid>https://www.dmchaber.com/bor-devlet-hastanesine-yeni-enfeksiyon-hastaliklari-uzmani-atandi</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 12:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dmchabercom.teimg.com/crop/1280x720/dmchaber-com/uploads/2026/06/11111-1.jpeg" type="image/jpeg" length="25190"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[NÖHÜ Diş Hekimliği Fakültesi’nden bir ilk]]></title>
      <link>https://www.dmchaber.com/nohu-dis-hekimligi-fakultesinden-bir-ilk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dmchaber.com/nohu-dis-hekimligi-fakultesinden-bir-ilk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[NİĞDE Ömer Halisdemir Üniversitesi (NÖHÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Ağız ve Diş Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi, bölgede bir ilke daha imza atarak genel anestezi altında pedodonti (çocuk diş hekimliği) işlemlerine başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><!--TgQPHd||[]--></p>

<p><strong jsaction="" jscontroller="zYmgkd#vvzi1e" jsuid="NXQfne_j">NİĞDE Ömer Halisdemir Üniversitesi (NÖHÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Ağız ve Diş Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi, bölgede bir ilke daha imza atarak genel anestezi altında pedodonti (çocuk diş hekimliği) işlemlerine başladı.</strong><!--TgQPHd||[]--></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Merkezden yapılan açıklamada, kapsamlı tedavi ihtiyacı bulunan çocuk hastaların genel anestezi altındaki işlemlerinin başarıyla gerçekleştirildiği belirtildi. Yeni uygulama sayesinde minik hastaların tedavi süreçlerinin daha konforlu, güvenli ve etkin bir şekilde yürütüldüğü vurgulandı.<!--TgQPHd||[]--></p>

<p>Çocukların ağız ve diş sağlığını korumak amacıyla yenilikçi adımların süreceğini ifade eden merkez yetkilileri, bölge halkına modern sağlık altyapısıyla hizmet sunmaya ve sağlıkta ilklere imza atmaya devam edeceklerini kaydetti.</p>

<p><!--TgQPHd||[]--></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Niğde, Sağlık</category>
      <guid>https://www.dmchaber.com/nohu-dis-hekimligi-fakultesinden-bir-ilk</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 12:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dmchabercom.teimg.com/crop/1280x720/dmchaber-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-19-at-193229.jpeg" type="image/jpeg" length="45451"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşitme kaybına dikkat, tedavide erken teşhis önemli]]></title>
      <link>https://www.dmchaber.com/isitme-kaybina-dikkat-tedavide-erken-teshis-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dmchaber.com/isitme-kaybina-dikkat-tedavide-erken-teshis-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana Sağlık Grubu Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Muhammed Zeki Yalçın, işitme kaybının her yaşta görülebileceğini ve erken tanının tedavi başarısında kritik rol oynadığını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İşitmenin, bireyin çevresiyle iletişim kurmasını sağlayan en önemli duyulardan biri olduğunu, işitme kaybının ise yalnızca sesleri duymayı zorlaştıran bir durum değil; sosyal yaşamı, akademik başarıyı, iş performansını ve genel yaşam kalitesini etkileyebilen önemli bir sağlık sorunu olduğunu belirten Medicana Sağlık Grubu Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Muhammed Zeki Yalçın, işitme kaybının her yaşta görülebileceğini ve erken tanının tedavi başarısında kritik rol oynadığını belirtti.</p>

<p>İşitme kaybı doğuştan olabileceği gibi yaşamın ilerleyen dönemlerinde de ortaya çıkabiliyor. Yenidoğan döneminde genetik faktörler, gebelik sırasında geçirilen enfeksiyonlar ve bazı doğumsal problemler işitme kaybına neden olabilirken; erişkinlerde ileri yaş, yüksek sese maruz kalma, kulak enfeksiyonları, kulak kiri, travmalar ve bazı ilaçlar en sık nedenler arasında yer alıyor. Medicana Konya Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Muhammed Zeki Yalçın, özellikle uzun süre yüksek sesle müzik dinlemenin veya gürültülü ortamlarda çalışmanın, iç kulaktaki işitme hücrelerinde kalıcı hasara yol açabileceğini de dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'İşitme kaybı günlük yaşamı olumsuz etkileyebilir'</p>

<p>İşitme kaybı yaşayan kişilerin çoğunun zaman zaman konuşmaları anlamakta zorlandığına, televizyonun veya telefonun sesini yükseltme ihtiyacı duyduğuna ve kalabalık ortamlarda iletişim kurmakta güçlük yaşadığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Op. Dr. Muhammed Zeki Yalçın, 'İşitme kaybı yavaş ilerlediğinde kişiler çoğu zaman duruma alışır ve sorunun farkına varamayabilir. Ancak zamanla iletişim güçlükleri, sosyal izolasyon ve yaşam kalitesinde belirgin düşüş ortaya çıkabilir. Özellikle çocuklarda işitme kaybı, konuşma ve dil gelişimini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle erken tanı ve uygun tedavi büyük önem taşımaktadır. İleri yaşla birlikte görülen işitme kaybının yalnızca duyma fonksiyonunu değil, bilişsel ve sosyal işlevleri de etkileyebildi görülmektedir. Bunun sonucunda, işitme güçlüğü yaşayan bireylerin çevreleriyle iletişim kurmakta zorlanmaları nedeniyle zamanla sosyal ortamlardan uzaklaşmaları gibi davranışlar görülür' dedi.</p>

<p>Özellikle ileri yaş grubundaki bireylerde işitme kaybının günlük yaşam aktivitelerini ve sosyal ilişkileri olumsuz etkilediğinin bilindiğini, düzenli işitme kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini söyleyen Op. Dr. Muhammed Zeki Yalçın, 'İşitme kaybına zaman zaman kulak çınlaması da eşlik edebilir. Kulakta uğultu, çınlama veya zil sesi şeklinde hissedilen sesler bazı kişilerde işitme kaybının ilk belirtilerinden biri olabilir. Bu tür şikayetlerin uzun süre devam etmesi durumunda altta yatan nedenin araştırılması önemlidir. Erken dönemde yapılan değerlendirmeler sayesinde hem işitme kaybının ilerlemesi önlenebilir hem de hastaların yaşam kalitesi artırılabilir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Tedavideki başarının sırrı erken teşhis etmek</p>

<p>İşitme kaybının nedenine bağlı olarak farklı tedavi yöntemleri uygulanabildiğini, kulak kiri veya enfeksiyon gibi durumlarda tıbbi tedavi yeterli olabilirken, bazı hastalarda işitme cihazları ya da koklear implant gibi ileri teknoloji işitme implantları gerekebildiğini ifade eden Op. Dr. Muhammed Zeki Yalçın, ''Günümüzde gelişmiş odyolojik değerlendirme yöntemleri sayesinde işitme kaybının derecesi ve nedeni ayrıntılı olarak belirlenebilmektedir. Ayrıca yenidoğanda da işitme taramaları oldukça önemli bir konudur. Doğumdan sonra yapılan işitme taramaları sayesinde birçok çocukta işitme kaybı erken dönemde tespit edilebilmektedir. Erken müdahale edilen çocuklarda dil ve konuşma gelişimi çok daha başarılı olmaktadır' şeklinde konuştu.</p>

<p>İşitme sağlığını korumak mümkün</p>

<p>İşitme kaybının her zaman önlenmesi mümkün olmasa da bazı basit önlemler riski önemli ölçüde azaltabiliyor. Gürültülü ortamlarda kulak koruyucu ekipman kullanılması, kulaklıkla yüksek ses seviyesinde müzik dinlenmemesi, kulak enfeksiyonlarının ihmal edilmemesi ve düzenli kulak muayenelerinin yaptırılmasının işitme sağlığının korunmasına katkı sağladığını belirten Op. Dr. Muhammed Zeki Yalçın, kulak sağlığının korunması için şu açıklamalarda bulundu: 'Kulak temizliği amacıyla kulak çubuğu gibi yabancı cisimlerin kulak kanalına sokulmaması da işitme sağlığının korunması açısından önem taşımaktadır. Bilinçsiz uygulamalar kulak kirinin daha derine itilmesine, kulak zarında hasara ve enfeksiyonlara yol açabilmektedir. Kulakla ilgili şikayetlerde uzman değerlendirmesi alınması muhtemel komplikasyonların önlenmesine yardımcı olmaktadır. İşitme kaybının erken fark edilmesi ve uygun şekilde değerlendirilmesi; çocuklarda gelişimsel sorunların önlenmesine, yetişkinlerde ise iletişim becerilerinin ve yaşam kalitesinin korunmasına yardımcı olmaktadır.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Konya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.dmchaber.com/isitme-kaybina-dikkat-tedavide-erken-teshis-onemli</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 11:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dmchabercom.teimg.com/crop/1280x720/dmchaber-com/uploads/2026/06/isitme-kaybina-dikkat-tedavide-erken-teshis-onemli.jpg" type="image/jpeg" length="38717"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Atık ilaç ve yağlar geri dönüşüme kazandırılacak]]></title>
      <link>https://www.dmchaber.com/tarsusta-atik-ilac-ve-yaglar-geri-donusume-kazandirilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dmchaber.com/tarsusta-atik-ilac-ve-yaglar-geri-donusume-kazandirilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarsus Belediyesi, halk sağlığı ve çevrenin korunması amacıyla atık ilaçlar ile bitkisel atık yağların güvenli şekilde toplanarak geri dönüşüme kazandırılması için iki önemli protokole imza attı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tarsus Belediyesi, halk sağlığı ve çevrenin korunması amacıyla atık ilaçlar ile bitkisel atık yağların güvenli şekilde toplanarak geri dönüşüme kazandırılması için iki önemli protokole imza attı. Uygulama kapsamında son kullanma tarihi geçmiş ilaçlar anlaşmalı eczanelerde, kullanılmış bitkisel atık yağlar ise geri dönüşüm sistemiyle toplanacak.</p>

<p>Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç, Mersin Eczacı Odası Yönetim Kurulu Başkanı Aliye Akgül Aydın ve bir firma yetkilisi çevre mühendisi Tevfik Özel ile halk sağlığının korunması ve sürdürülebilir atık yönetiminin yaygınlaştırılması amacıyla iki önemli iş birliği protokolüne imza attı.</p>

<p>Protokoller kapsamında, kullanım dışı ve son kullanma tarihi geçmiş ilaçların güvenli şekilde toplanmasına yönelik uygulama başlatılırken, bitkisel atık yağların geri dönüşüm sürecine kazandırılması için de yeni bir çalışma hayata geçirildi. Böylece vatandaşlar, evlerinde bulunan son kullanma tarihi geçmiş ilaçları anlaşmalı eczanelere teslim edebilecek, kullanılmış bitkisel atık yağları ise geri dönüşüm sistemine kazandırabilecek.</p>

<p>Başkan Boltaç, son kullanma tarihi geçmiş ilaçların bilinçsiz kullanımının insan sağlığı açısından ciddi riskler taşıdığına dikkat çekerek, 'Daha sağlıklı bir toplum ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakmak adına bu protokolü hayata geçiriyoruz. Hemşehrilerimizin kullanım dışı ilaçlarını anlaşmalı eczanelere teslim ederek bu sürece katkı sunmalarını bekliyoruz' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mersin Eczacı Odası Yönetim Kurulu Başkanı Aliye Akgül Aydın ise çevre ve halk sağlığına yönelik bu iş birliğinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, 'Atık ilaçların doğru şekilde bertaraf edilmesi, önümüzdeki yüzyıllar boyunca değerini göreceğimiz önemli bir proje' ifadelerini kullandı.</p>

<p>İmzalanan protokol kapsamında vatandaşlar, evlerinde biriktirdikleri kullanılmış bitkisel atık yağları Tarsus Belediyesi aracılığıyla geri dönüşüm sürecine kazandırabilecek. Böylece çevre kirliliğinin önüne geçilmesi, bitkisel atık yağların geri kazanılarak biyodizel üretiminde değerlendirilmesi ve ülke ekonomisine katkı sağlanması amaçlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Mersin, Sağlık</category>
      <guid>https://www.dmchaber.com/tarsusta-atik-ilac-ve-yaglar-geri-donusume-kazandirilacak</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 16:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dmchabercom.teimg.com/crop/1280x720/dmchaber-com/uploads/2026/06/tarsusta-atik-ilac-ve-yaglar-geri-donusume-kazandirilacak.jpg" type="image/jpeg" length="50529"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hasangazi Köyü’nde kapsamlı sağlık taraması gerçekleştirildi]]></title>
      <link>https://www.dmchaber.com/hasangazi-koyunde-kapsamli-saglik-taramasi-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dmchaber.com/hasangazi-koyunde-kapsamli-saglik-taramasi-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Niğde İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi, Ulukışla ilçesine bağlı Hasangazi Köyü’nde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Niğde İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi, Ulukışla ilçesine bağlı Hasangazi Köyü’nde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu.</p>

<p>Kent merkezine uzak köy ve kasabalarda yaşayan vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak amacıyla sürdürülen çalışmalar kapsamında Hasangazi Köyü’nde sağlık taramaları ve danışmanlık hizmetleri gerçekleştirildi.</p>

<p>Etkinlikte Mobil Sigara Bırakma Polikliniği kapsamında doktor tarafından sigara bırakma danışmanlığı verilirken, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri yapıldı. Ayrıca ailelere çocuk gelişimi konusunda bilgilendirmelerde bulunuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) ekiplerince rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları gerçekleştirilirken, diyetisyen tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuldu.</p>

<p>Program kapsamında koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de verilirken, evde sağlık hizmeti alan hastalar ile yaşlıların sağlık durumları uzman hekim tarafından değerlendirildi.</p>

<p>Niğde İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Doğan Bahadır İnan’ın koordinasyonunda yürütülen çalışmalarla, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi hizmetleri tanıtılarak vatandaşlara kapsamlı sağlık taramaları yapıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Niğde, Sağlık</category>
      <guid>https://www.dmchaber.com/hasangazi-koyunde-kapsamli-saglik-taramasi-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 12:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dmchabercom.teimg.com/crop/1280x720/dmchaber-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-17-at-124723.jpeg" type="image/jpeg" length="60344"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Huzurevi sakinlerine ağız ve diş sağlığı taraması yapıldı]]></title>
      <link>https://www.dmchaber.com/huzurevi-sakinlerine-agiz-ve-dis-sagligi-taramasi-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dmchaber.com/huzurevi-sakinlerine-agiz-ve-dis-sagligi-taramasi-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzincan'da 100. Yıl Atatürk Huzurevi ve Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürlüğünde yaşlılara yönelik ağız ve diş sağlığı taraması gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erzincan'da 100. Yıl Atatürk Huzurevi ve Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürlüğünde yaşlılara yönelik ağız ve diş sağlığı taraması gerçekleştirildi.</p>

<p>Erzincan Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünce düzenlenen etkinliğe Vali Yardımcısı Rumeysa Sena Kurt, Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zeynep Yeşil, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.</p>

<p>Program kapsamında huzurevi sakinlerinin ağız ve diş sağlığı kontrolleri yapılarak gerekli bilgilendirmelerde bulunuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık hizmetleri ile sosyal etkinlikleri bir araya getiren programda yaşlılarla yakından ilgilenilirken, etkinliğin kuşaklararası dayanışmanın güçlendirilmesine de katkı sunduğu belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.dmchaber.com/huzurevi-sakinlerine-agiz-ve-dis-sagligi-taramasi-yapildi</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 16:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dmchabercom.teimg.com/crop/1280x720/dmchaber-com/uploads/2026/06/huzurevi-sakinlerine-agiz-ve-dis-sagligi-taramasi-yapildi.jpg" type="image/jpeg" length="44257"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıklı zayıflamanın sırrı: Bütüncül yaklaşım]]></title>
      <link>https://www.dmchaber.com/saglikli-zayiflamanin-sirri-butuncul-yaklasim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dmchaber.com/saglikli-zayiflamanin-sirri-butuncul-yaklasim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, bütüncül yaklaşım olmadan sadece ilaçla kilo vermenin kas kaybına yol açtığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, bütüncül yaklaşım olmadan sadece ilaçla kilo vermenin kas kaybına yol açtığını söyledi.</p>

<p>Son dönemde popülaritesi hızla artan yeni nesil obezite ilaçlarının hekim kontrolü dışında kullanılmasının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten uzmanlar, doğru bir zayıflama sürecinde protein alımı ve fiziksel aktivitenin hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Obezite tedavisinde dünya çapında yaygınlaşan yeni nesil zayıflama iğnelerinin (Monjaro, Wegovy, Ozempic) doğru kullanılmadığında vücutta kalıcı deformasyonlara neden olabileceğini ifade eden Medicana International Samsun Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, sürecin mutlaka bir hekim, diyetisyen, psikolog ve fizyoterapist eşliğinde, bütüncül bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>'Sadece ilaçla kilo vermeye çalışırsanız; kas, yağ ve kemik dokusu kontrolsüzce gidiyor'</p>

<p>Obezite ilaçlarının çalışma mekanizması ve sosyal medyadaki yanlış algılar hakkında bilgi veren Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, 'Bu ilaçlar midenin boşalmasını yavaşlatarak sürekli tokluk hissi veriyor ve beyindeki açlık merkezini baskılıyor. Kalp damar sağlığı üzerinde de olumlu etkileri net bir şekilde gösterilmiş durumda. Ancak en büyük mücadelemiz bu ilaçların kulaktan dolma bilgilerle, reçetesiz olarak doğrudan eczanelerden alınıp kullanılması. Eğer sadece ilaçla kilo vermeye çalışırsanız; kas, yağ ve kemik dokusu kontrolsüzce gidiyor. Sonucunda sosyal medyada sıkça görülen süzülmüş, iki büklüm, sağlıksız bir insan profili ortaya çıkıyor. Bizim hedefimiz bu değil, fit ve sağlıklı bir kilo verme sürecidir. Bunun için de haftada 3 gün yürümek, 2 gün direnç egzersizi yapmak ve kas dokusunu çalıştırmak gerekiyor' dedi.</p>

<p>'Kas kaybı iğneye değil, hızlı kilo vermeye bağlıdır'</p>

<p>Kilo verme süreçlerinde kas kaybının kaçınılmaz bir risk olduğunu, ancak bunun iğneden kaynaklanmadığını belirten Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, 'Normal diyetlerde de kaybedilen kilonun ortalama yüzde 25'i kas dokusudur. Obezite cerrahisi geçirenlerde ise bu oran yüzde 30'lara çıkıyor ve hastalar bir yılda 10 kiloya yakın kas kaybedebiliyor. Demek ki kas kaybı ilaca değil, hızlı kilo vermeye bağlı bir durumdur. Bunun önüne geçmek için protein alımına odaklanmalıyız. Sağlıklı bir insan günde kilogram başına 1 miligram protein alırken, kilo veren hastalarda bu miktar 1.2 ya da 1.5 miligrama çıkmalı; yani ortalama 70 ila 130 gram protein tüketilmelidir. Beslenmeyle karşılanamıyorsa dışarıdan whey veya bitkisel protein takviyesi yapılmalıdır. Kas kaybedersek vücudun çatısını ayakta tutan direnç kaybolur, halsizlik başlar ve enerjimiz düşer' diye konuştu.</p>

<p>'3-5 kilo için metabolik hafızanızı bozmayın'</p>

<p>İnsan beyninin ve metabolizmasının her zaman hayatta kalmaya programlandığını hatırlatan Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, zayıflama ilaçlarının bilinçsiz kullanımı konusunda uyarılarda bulunarak, 'Vücudumuz yaşadığı her açlık ve kıtlık dönemini hafızasına kaydeder. Örneğin Ramazan'ın ikinci gününden sonra çok rahat oruç tutabilmemizin nedeni, metabolik hafızanın eski kayıtları devreye sokarak vücudu korumaya alması ve metabolizma hızını yavaşlatmasıdır. Bu yüzden 3-5 kilo fazlası olanların bu ilaçları kullanmasını kesinlikle istemiyoruz. Bu ilaçla çok çabuk kilo verirsiniz ancak eski yaşam tarzınıza döndüğünüzde metabolizma yavaşladığı için verdiğiniz kiloları yağ olarak geri alırsınız. Üstelik aradan yıllar geçip tekrar bu ilacı kullanmak istediğinizde gram kilo veremezsiniz; çünkü metabolik hafıza o yolağı tamamen kapatmıştır. İlacı bırakırken de aniden kesmek yerine, kilo sabitlenene kadar en düşük dozda hatırlatma dozları uygulanarak kademeli bir geçiş yapılmalıdır. Atılan taş, ürkütülen kurbağaya değmelidir' şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlaçların kesinlikle kullanılmaması gereken hasta gruplarına da değinen Doç. Gökosmanoğlu, ayrıca şunları söyledi:</p>

<p>'Ailesinde çok nadir görülen medüller tiroid kanseri öyküsü olanlar, şiddetli mide boşalma sorunu (gastroparazi) yaşayanlar, hamileler, emziren anneler ve daha önce akut pankreatit atağı geçirmiş olanlar bu ilaçları kesinlikle kullanmamalıdır. Ayrıca ilaç başlarken veya doz artırırken bulantı, kusma, hazımsızlık gibi yan etkiler görülebilir. Bunları önlemek için küçük porsiyonlarla beslenmeli, kızartma ve şekerli gıdalardan uzak durmalı, yemekleri çok çiğnemeli ve en önemlisi böbrek hasarını önlemek için bol su içmeliyiz. Piyasada zayıflatıcı adı altında satılan, içeriği belirsiz zayıflama çaylarından ise kesinlikle uzak durulmalıdır; bunlar karaciğer yetmezliğine yol açabilir.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.dmchaber.com/saglikli-zayiflamanin-sirri-butuncul-yaklasim</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 09:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dmchabercom.teimg.com/crop/1280x720/dmchaber-com/uploads/2026/06/saglikli-zayiflamanin-sirri-butuncul-yaklasim.jpg" type="image/jpeg" length="40471"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Basit önlemlerle polen alerjisi şikayetlerini azaltmak mümkün]]></title>
      <link>https://www.dmchaber.com/basit-onlemlerle-polen-alerjisi-sikayetlerini-azaltmak-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dmchaber.com/basit-onlemlerle-polen-alerjisi-sikayetlerini-azaltmak-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Dr. Veysel Karakulak, alerjik çocuklarda polen mevsiminde alınacak basit önlemlerin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabileceğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Dr. Veysel Karakulak, alerjik çocuklarda polen mevsiminde alınacak basit önlemlerin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabileceğini belirterek, 'Polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah erken saatlerde ve öğle saatlerinde mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalıdır. Rüzgarlı günlerde açık havada uzun süre kalınmamalıdır. Çocukların dışarı çıkarken güneş gözlüğü kullanması, özellikle çayır ve çimenlerin yoğun olduğu alanlarda maske takması faydalı olabilir' dedi.</p>

<p>İlkbahar ve yaz aylarında havaya yayılan polenler, çocuklarda alerjik şikayetlerin artmasına neden oluyor. Burun akıntısı, sürekli hapşırık, gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtiler çoğu zaman soğuk algınlığıyla karıştırılabiliyor. Uzmanlar ise özellikle alerjik çocuklarda polen mevsiminde alınacak basit önlemlerin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Medical Park Seyhan Hastanesi Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Dr. Veysel Karakulak, polen alerjisinin bağışıklık sisteminin havadaki polenlere aşırı tepki vermesi sonucu ortaya çıktığını söyledi.</p>

<p>'Polenler sadece burunu değil, gözleri ve akciğerleri de etkileyebiliyor'</p>

<p>Polen alerjisinin özellikle ilkbahar, yaz ayları ve sonbaharın başlangıcında sık görüldüğünü belirten Uzm. Dr. Karakulak, 'Çayır, çimen, ot ve ağaçların ürettiği polenler solunum yoluyla vücuda girerek alerjik reaksiyonlara neden olur. Bağışıklık sistemi polenleri zararlı bir madde olarak algılar ve histamin gibi kimyasallar salgılayarak çeşitli belirtilere yol açar. Bu durum halk arasında saman nezlesi ya da alerjik rinit olarak bilinir. Polenler aynı zamanda alerjik göz nezlesine ve astım ataklarına da neden olabilir' diye konuştu.</p>

<p>Polen alerjisi olan çocuklarda burun akıntısı ve tıkanıklığı, sık hapşırık, gözlerde sulanma, kaşıntı ve kızarıklık, öksürük ile hırıltılı solunum gibi şikayetlerin arttığını belirten Uzm. Dr. Karakulak, belirtilerin polen yoğunluğunun arttığı dönemlerde daha belirgin hale geldiğini ifade etti.</p>

<p>'Polenden tamamen kaçmak mümkün değil ama maruziyet azaltılabilir'</p>

<p>Alerji belirtilerini kontrol altına almanın ilk adımının polen maruziyetini azaltmak olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Karakulak, ailelere şu önerilerde bulundu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah erken saatlerde ve öğle saatlerinde mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalıdır. Rüzgarlı günlerde açık havada uzun süre kalınmamalıdır. Çocukların dışarı çıkarken güneş gözlüğü kullanması, özellikle çayır ve çimenlerin yoğun olduğu alanlarda maske takması faydalı olabilir. Uzun kollu kıyafetler ve şapka kullanımı da polenlerin cilt ve saçlara tutunmasını azaltır.'</p>

<p>'Eve dönüşte kıyafet değiştirilmeli'</p>

<p>Polenlerin fark edilmeden ev ortamına taşınabildiğini dile getiren Uzm. Dr. Karakulak, 'Dışarıdan eve dönüldüğünde kıyafetler değiştirilmeli, mümkünse duş alınmalıdır. Polenlerin çamaşırlara yapışmasını önlemek için kıyafetler açık havada kurutulmamalıdır. Evde pencerelerin uzun süre açık bırakılmaması ve hava filtrelerinden yararlanılması da polen yükünü azaltmaya yardımcı olur' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Açık hava oyunları tamamen yasaklanmamalı'</p>

<p>Polen alerjisi olan çocukların açık havada vakit geçirmesinin tamamen engellenmemesi gerektiğine değinen Uzm. Dr. Karakulak, doğru saatlerin tercih edilmesinin önemli olduğunu söyledi.</p>

<p>Uzm. Dr. Karakulak, 'Çocuklar fiziksel aktivite ve sosyal gelişim açısından açık havada zaman geçirmeye ihtiyaç duyarlar. Polen yoğunluğunun daha düşük olduğu akşam saatlerinin tercih edilmesi, belirtilerin azaltılmasına yardımcı olabilir' dedi.</p>

<p>'Klima doğru kullanılırsa faydalı olabilir'</p>

<p>Yaz aylarında klima kullanımının alerjik çocuklar için çoğu zaman endişe kaynağı olduğunu belirten Uzm. Dr. Karakulak, 'Doğru kullanıldığında klimanın fayda sağlayabilir. Klimalar havadaki polen ve ev tozu akarlarının filtrelenmesine yardımcı olabilir. Aynı zamanda sıcaklık ve nemi dengeleyerek çocukların daha rahat nefes almasını sağlar. Ancak filtrelerin düzenli temizlenmemesi durumunda polenler ve diğer alerjenler ortama yeniden yayılabilir. Bu da alerjik şikayetlerin artmasına yol açabilir. Klima kullanımında ideal ortam sıcaklığı 23-25 derece arasında olmalıdır. Cihaz doğrudan çocuğun üzerine üflememesi gerekir. Ayrıca ortam neminin yüzde 40-50 seviyelerinde tutulması solunum yollarının korunması açısından önemlidir' dedi.</p>

<p>'Polen alerjisi ateş yapmaz'</p>

<p>Polen alerjisinin sık sık soğuk algınlığıyla karıştırıldığına dikkat çeken Karakulak, iki durum arasında önemli farklar bulunduğunu belirtti.</p>

<p>Uzm. Dr. Karakulak, 'Polen alerjisinde yoğun kaşıntı, sık hapşırık ve göz belirtileri ön plandadır. Ateş ve yaygın vücut ağrıları görülmez. Soğuk algınlığı ise viral enfeksiyon kaynaklıdır, bulaşıcıdır ve genellikle bir hafta içinde düzelir. Alerjik belirtiler ise polen maruziyeti sürdüğü sürece haftalar hatta aylar boyunca devam edebilir' diye konuştu.</p>

<p>Hangi durumlarda uzmana başvurulmalı?</p>

<p>Polen alerjisinin çocukların günlük yaşamını olumsuz etkileyebildiğini söyleyen Uzm. Dr. Karakulak, 'Belirtiler çocuğun uyku düzenini bozuyor, okul başarısını etkiliyor veya yaşam kalitesini düşürüyorsa mutlaka bir çocuk alerji ve immünoloji uzmanına başvurulmalıdır. Gerekli durumlarda alerji testleri yapılabilir ve uygun tedavi planlanabilir' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.dmchaber.com/basit-onlemlerle-polen-alerjisi-sikayetlerini-azaltmak-mumkun</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 13:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dmchabercom.teimg.com/crop/1280x720/dmchaber-com/uploads/2026/06/basit-onlemlerle-polen-alerjisi-sikayetlerini-azaltmak-mumkun.jpg" type="image/jpeg" length="52789"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan, 'Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ölüme kadar götürebiliyor' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.dmchaber.com/uzmanlardan-kirim-kongo-kanamali-atesi-olume-kadar-goturebiliyor-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dmchaber.com/uzmanlardan-kirim-kongo-kanamali-atesi-olume-kadar-goturebiliyor-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarının gelmesiyle birlikte kene vakalarında artış yaşanırken, uzmanlar Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına karşı vatandaşları uyardı. Hastalığın ciddi kanamalara, organ yetmezliğine ve ölüme kadar varabilen sonuçlara yol açabileceğini belirten uzmanlar, vücuda tutunan kenenin kesinlikle kişinin kendisi tarafından çıkarılmaması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte kene vakalarında artış yaşanırken, uzmanlar Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına karşı vatandaşları uyardı. Hastalığın ciddi kanamalara, organ yetmezliğine ve ölüme kadar varabilen sonuçlara yol açabileceğini belirten uzmanlar, vücuda tutunan kenenin kesinlikle kişinin kendisi tarafından çıkarılmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Havaların ısınmasıyla birlikte park, bahçe ve yeşil alanlarda kene yoğunluğunun arttığını belirten uzmanlar, vatandaşların özellikle Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı konusunda dikkatli olması gerektiğini ifade etti. Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, 'Kırım Kongo Kanamalı Ateşi kanamalarla seyrediyor, daha sonra organ yetmezliğine gidebiliyor, ciddi kanamaya neden olabiliyor hatta ölümcül seyredebiliyor. Özellikle erişkinlerde daha ağır seyretme eğiliminde. Çocuklarda da tabii uyanık olmamız gerekiyor. Ciddi kan transfüzyonlara takipte ihtiyaç olabiliyor. Organ tutunmaları olabiliyor, organ yetmezlikleri gelişebiliyor. Maalesef ülkemizde de ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak görülmekte' dedi.</p>

<p>'Belirti görüldüğü anda sağlık kuruluşuna hemen başvurmalı'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaz geldiğini kenelerin mevsiminin başladığına dikkat çeken Doç. Dr. Özge Metin Akcan, 'Parklar, bahçeler artık dolup taşmaya başladı ve keneler hepimizin korkulu rüyası olmaya yakında başlayacak. Bir kere eğer vücudumuzda kene fark ettiğimiz anda kendimiz çıkartmaya çalışmayacağız, en yakın sağlık kurumuna başvurup kenenin bir uzman tarafından çıkartılması gerekiyor. Kenenin bir kısmı vücutta kalabilir. Kenenin eğer şişmişse kene, kenenin kan emdiği anlamına gelmekte ve sağlık kuruluşunda düzgünce çıkartılması gerekmekte. Kene ile ilgili en çok korktuğumuz hastalık ülkemizde de görülen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi. Bu nedenle de kene tutunan vakaları takip etmemiz gerekiyor. Bunun için ilk sağlık kuruluşuna başvurduğu anda bir tam kan sayımı yapıyoruz. Daha önceden elimizde bir veri olsun diye yapıyoruz. Daha sonra hastaya 9 gün boyunca herhangi bir semptomu olup olmadığını takip etmesini istiyoruz. Ateş, karın ağrısı, kramp, vücutta döküntü, yanaklarda kızarıklık, kusma, halsizlik, karın ağrısı, benek benek noktalar, bunlar görüldüğü anda sağlık kuruluşuna hemen başvurmasını söylüyoruz' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Biz hastayı takip ediyoruz'</p>

<p>Hastanın eve geldiğinde kurallara uyması gerektiğine değinen Doç. Dr. Özge Metin Akcan, 'Herhangi bir ateş, karın ağrısı, kas ağrısı, yüzde kızarıklık, vücutta döküntü, kusma, halsizlik, ateş bunlardan biri olursa hastaneye gelmesini söyleyeceğiz. O zaman hastanede daha ayrıntılı tetkikler alıyoruz. Bu ayrıntılı tetkiklerde bir bozulma varsa bizim halk sağlığı merkezimize örnek gönderiyoruz. Normalde daha önceden keneyi eğer zehirli kene mi diye örnek gönderiyoruz artık onu yapmıyoruz, biz hastayı takip ediyoruz artık' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Konya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.dmchaber.com/uzmanlardan-kirim-kongo-kanamali-atesi-olume-kadar-goturebiliyor-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 09:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dmchabercom.teimg.com/crop/1280x720/dmchaber-com/uploads/2026/06/uzmanlardan-kirim-kongo-kanamali-atesi-olume-kadar-goturebiliyor-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="54708"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık ekipleri Orhanlı’da sağlık taraması yaptı]]></title>
      <link>https://www.dmchaber.com/saglik-ekipleri-orhanlida-saglik-taramasi-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dmchaber.com/saglik-ekipleri-orhanlida-saglik-taramasi-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Niğde İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi, kent merkezine uzak bölgelerdeki sağlık hizmeti erişimini artırmak amacıyla Orhanlı beldesinde kapsamlı ve ücretsiz sağlık taraması gerçekleştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><!--TgQPHd|[]--></p>

<p>Toplum Sağlığı Merkezi ile Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetlerini vatandaşların ayağına götürmeyi hedefleyen çalışma kapsamında mobil sağlık ekipleri Orhanlı sakinleriyle buluştu. Gün boyu süren koruyucu ve önleyici sağlık çalışmaları kapsamında görevli hekim tarafından bağımlılıkla mücadele eden vatandaşlara yerinde sigara bırakma danışmanlığı yapılırken, diyetisyen eşliğinde de sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele yöntemleri anlatıldı.<!--TgQPHd|[]--></p>

<p>Erken teşhis çalışmaları kapsamında rahim ağzı ve kolorektal kanser taramalarının yapıldığı programda, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim süreçleri incelenerek ailelerine rehberlik sağlandı. Koruyucu ağız ve diş sağlığı muayenelerinin de uygulandığı saha faaliyetinde, bölgede evde bakım gören hasta ve yaşlılar uzman hekim tarafından evlerinde ziyaret edilerek sağlık durumları tek tek kontrol edildi. Sağlık müdürlüğü yetkilileri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin tanıtılması ve taranmadık vatandaş kalmaması amacıyla köylerde ve kasabalarda mobil tarama faaliyetlerinin aralıksız süreceğini bildirdi.<!--TgQPHd|[]--></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><!--TgQPHd|[]--></p>

<hr jsaction="" jscontroller="llbKvd#iOlsLd" jsuid="Njxcrc_w" /></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Niğde, Sağlık</category>
      <guid>https://www.dmchaber.com/saglik-ekipleri-orhanlida-saglik-taramasi-yapti</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 14:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dmchabercom.teimg.com/crop/1280x720/dmchaber-com/uploads/2026/06/719565703-18325365511282007-1739816236825453023-n.jpg" type="image/jpeg" length="76682"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
